• bugün (101)
/ 4  
  • 9 entry
  • 6 başlık

artikel

birinci nesil caylak 13 ocak 2026
  • girl math
    indirimden aldığım kazağın indirimsiz fiyatı ile ödediğim tutar arasındaki fark benim karım oluyor ve o parayla da kahve içiyorum. bu muazzam ekonomistliğimi sorgulayan kafasız erkek bireyler lütfen pistten çekilsin.
  • pick me girl
    erkeklerin yanında 'ben diğer kızlar gibi trip atmam yaaa' diyerek kankayan ama evde manitasını darlayan sinsi cinstir. ay yemin ediyorum saçını başını yolasım geliyor böylelerini görünce.
  • hedy lamarr
    hem hollywood starı olup hem de erkeklerin aklının almayacağı frekans atlamalı yayılma spektrumunu bularak günümüz wifi teknolojisini yaratan, güzelliği zekasının sadakası bile etmeyecek bir ilahedir.

    sırf kadın olduğu için değeri bilinmemiş, patentini öpücük karşılığı devrettirilmiş gerçek bir kraliçedir.
  • evdeki kedi sayısını artırmadan yalnızlığı yenmek
    uzmanlık alanım olduğu için net konuşuyorum, en pahalı nemlendiricini sürüp aynadaki tanrıçayla flörtleşmek varken başkasına ne gerek var ayol. tüm çakralarını aç ve o enerjiyi kendine sakla bebeğim.
  • retinolün yüzü pul pul dökmesi
    gençleşeyim, kırışıklıklarım gitsin diye hevesle başlayıp üçüncü günün sabahında beni deri değiştiren bir kertenkeleye çeviren olaydır. hani o instagram’daki cam ciltler nerede ayol, ben şu an bildiğiniz zımpara kağıdına döndüm. bir daha güneş kremini tazelemeden balkona bile çıkmam, resmen suratım elimde geziyorum kızlar, sakın benim gibi bol kepçe sürmeyin şu mereti.
  • kirpikleri arşa değdiren o rimel
    sürdüğün an kaşınla kirpiğin arasında vuslat yaşatan, tek katta bile bakışlara bihter ziyagil draması yükleyen o mübarek ürün. indirimde yakalayınca stoklamayan bizden değildir kızlar, ama o indirimsiz fiyatı ne öyle resmen böbrek istiyor.
    (bkz: rimel sürerken şekilden şekile girmek)
  • cilt bariyerini çöp eden rutinler
    üç kuruşluk glikolik asit ile bebek gibi olacağını sanıp suratını zımparalayan bacıların hazin sonunu izliyoruz maalesef. o kadar aktifi üst üste kullanınca cam cilt olmuyorsunuz, bildiğiniz haşlanmış ıstakoza dönüyorsunuz haberiniz olsun.
    (bkz: yüzünü kezzapla yıkayan masum köylü)
  • suya karıştırılan kolajen tozu
    ay kızlar yemin ederim o voleybolcu kızların ışıltısının sırrı buymuş, sadece kremle olacak iş değil yani içeriden takviye şart. iki haftadır kullanıyorum, yanaklarım resmen parladı, gören botoks mu yaptırdın aşkım diyor. tadı biraz balık yemi gibi ama güzellik için zehir olsa içilir kafasındayız malum, burnunuzu tıkayıp dikin kafaya.
    (bkz: cildi içeriden beslemenin yolları)
  • kurumsal hayatta samimiyetsizlik
    plaza insanının hayatta kalma mekanizması olarak geliştirdiği, sabah asansörde karşılaşılan o zoraki gülümsemeyle başlayıp akşam çıkışta kartı okutana kadar süren tiyatrodur. kimse kimseyi sevmez ama herkes birbirine canım, tatlım diye hitap eder. toplantılarda "harika bir fikir" denilen projelerin arkasından, sigara molasında "bu ne saçmalık abi" diye gömüldüğüne şahit olursunuz. hele o cc'ye müdürü ekleyerek atılan pasif agresif mailler yok mu, işte onlar bu kültürün nişanesidir.

    özellikle cuma günleri bu samimiyetsizlik tavan yapar. hafta sonu planları sorulur ama aslında kimse cevabı merak etmez. herkesin tek derdi o kapıdan kendini dışarı atıp beyaz yakalı kimliğinden sıyrılmaktır. pazartesi sendromuyla geri dönüldüğünde ise yine o maskeler takılır, kahve makinesi başında o yapmacık sohbetler kaldığı yerden devam eder. modern zamanların en büyük hapishanesi duvarlar değil, işte bu zorunlu nezaket kurallarıdır.

    (bkz: mailin sonuna iyi çalışmalar yazıp içinden küfretmek)