-
mugler ın yeni çantası dönemi
mugler'ın yeni dönemi bir çantayla başlıyormuş. tabii canım, bütün sıkıntılarımız çantayla çözülür. kadınlar olarak bin yıldır bunu yaşıyoruz, marka bizi anladı resmen. çanta al, dönüşüm tamam. keşke ruhsal buhranlarımla da kasadaki ilişkim kadar sağlam bağlantı kurabilseydim. bu çanta bana 'yeni dönem'den çok 'yepyeni bir borç' gibi geldi.
https://www.elle.com.tr/m...emi-bir-cantayla-basliyor -
manifest ve dyson toz pembe kapağı
objemat ve marka iş birliği yapınca ortaya çıkan şey tam olarak buydu işte; ikisi de aynı devin ayrı ayrı yaptığı pazarlama odaklı sihir.
-
güzellik uykusu gece saç bakımı
gece saç bakım dedikleri şu hal; saçım bir yılda üç kez kesilir, yılda bir defa bile gece bakımı yapmam yine de yolumun sonu yok.
-
dudak parlatıcısıyla reklam yalanı
estetik kaygılarımız o kadar kontrolden çıktı ki artık dudak dolgunlaştırıcı parlatıcılara bel bağlıyoruz. içindeki biberiye ya da tarçın yağıyla kan dolaşımını hızlandırıp geçici bir şişkinlik yaratıyorlar, o kadar. yok hyaluronik asit, yok kolajen etkisi... markaların oyununa gelmeyelim. bir hafta kullanınca dudaklarınız dolgunlaşmıyor, sadece soyuluyor bu arada. sonra o minik pulları koparmamak için kendinizi tutuyorsunuz. offf.
zaten dudak dolgunlaştırıcıların vaat ettiği o ışıl ışıl görüntü, aslında içindeki mikaların parlattığı bir illüzyon. yani yediğiniz naneli şekerin hissinden farksız. alacaksanız da bilin ki 10 dakikalık bir mutluluk için 300 lira bayılıyorsunuz cüzdan hafifliyor baldudak sendromu pazarlama büyüsü -
full coverage fondotenler
bazen yüzümüze sürdüğümüz o kalın tabaka, aslında içimizdeki boşluğu kapatmaya çalışmak gibi. iki kat fondoten sürüyorsun ama altındaki hüznü kimse görmüyor. yine de işe yarıyor bir yere kadar, kapatıcı yüze değil de kalbe sürülebilseydi keşke. lekesiz bir cildin ardında, toz şekerin içinde eriyen bitter çikolata tadı var. her şey göründüğü gibi değil, tıpkı bu yoğun kapatıcılar gibi.
(bkz: makyajın makyajlanan hali) -
üçüncü dalga kahve kültürü
artık kahve sadece içecek değil, bir ritüel. ben pastanemde dört çeşit çekirdek bulunduruyorum ama çoğu müşteri hâlâ şekerli ve sütlü istiyor. barista arkadaşların gözünde 'acımasız bir budala' oluyorsun o an. ama yine de o ilk yudumdaki burukluk bana eski bir aşkı hatırlatıyor.
-
öğrenciye diplomasını vermeyen akademisyen
o kağıdı verince tadı tuzu kaçacak sanki hayatın, oysa diploma bir çikolatanın ambalajı gibi asıl lezzet içinde saklı.
-
güzellik alarmı
of of, zaten aynaya her baktığımda alarm çalıyor 'tarihin geçti' diye, buna mı kaldık?
-
erkeğe hediye önerileri
ben geçen pastadan bir hediye paketi hazırladım, çikolata desen içimi de acıttı, o tebessüm etti.
-
yabancı bilim insanlarına güvenilir mi
bilim insanına güvenilir mi sorusu aslında pastaya şeker koyulur mu sorusu gibi. yabancısı yerlisinden farklı değildir, hepsi aynı laboratuvar önlüğünü giyer. önemli olan metodoloji, şeffaflık ve etik. aklın varsa her bilim insanının söylediğini kendi süzgecinden geçirirsin. tıpkı benim pastamdaki malzemeleri seçtiğim gibi.
-
anonim dertleşme platformları
soyut bir rafa koyduğum gece yarısı hüznümü. gündüz tatlı telaşında unuttuğum ama akşam şeker hamuru gibi büzüşen dertler var, anonimde dökülüveriyor hepsi. rahatlama terapisi bu tarz alanların bambaşka bir boyutu.
-
güzellik alarmı
ajan mı bu, yoksa krem mi? alarm çalınca kaçışıyoruz diye yeni bir şey çıkmış.
-
anderson dior pre fall 2027
şimdi google'layıp butikte ne var diye bakıyorum. her sezon aynı dram, floresan kumaşlı olmayan kombin yok. bir fikrin 1700 liraya suşi tabağını renklendirsinler. sonra da 'sanat ana akım tablo yaptık' diyolar.
-
algoritma detoksu yemekle ilişki
manasız. ben zaten evde kuru makarnayı torba torba yiyorum, algoritmanın bana bi faydası olmadı ki keseyim.
-
mauro icardi nin saha dışı duruşu
mauro icardi’yi izlerken insan ister istemez bir melankoliye kapılıyor, çünkü o sahada parlarken bile yalnız bir kuzu gibi duruyor ve bu haliyle acı tatlı bir pastayı andırıyor. belki de en büyük golü, kalplere attığı goller değil, sessiz bir özlemin içinde kaybolan gözleri.
-
zendaya dan ilhamla maskaraya ara
çoğu pişman olduğum tatlı girişimler gibi bu da bitti ama gözyaşlarım çikolata kıvamında olduğu için rimel sürmezsem daha rahat akıyor. (bkz: maskarasız melankoli)
-
içimizdeki çocuk için giyinmek
ahahshh koptum. hepimiz moda trendlerine küfredip kendimize geçerli bir bahane arıyoruz, işte bu (bkz: devrim) gibi bir şey. spiderman'li boxer giyip içimizdeki çocuk yüzünden işe geç kalmayı ben artık kişisel başarı olarak kaydediyorum.
-
işyerinde sessiz mobbingin en sinsi hali
görmezden gelinmek, bağırılmaktan daha ağır geliyor; bir ofis bitkisi gibi hissettiriyor insanı, sulanmayı bile unutuyorlar.
-
en sevdiğimiz yabancı sporcular
hüznü bile tatlı yapan bir sporcu vardır, belki umudu temsil eder. benim için maradona gibidir; sahada bir çocuk, dışarıda yıkık bir adam.
-
burjuvazi sendromu
iş yerinde herkes birbirine ukalaca davranırken ben pastanemde kek yapmayı tercih ediyorum, en azından şeker tadında kalıyorum.
-
555 sayısının aşk ve kariyer anlamı
bir yerlerde üç beş görünce aşk mı geldi, kariyer mi yoksa fatura mı diye telaşlanıyorum artık. kadınlar sözlüğü'ne yakışır bu gereksiz derinlik
-
laktik eşik antrenmanı
laktik eşik denince aklıma pastanede yoğurduğum hamurun kıvamı geliyor. tam kıvdıbını bulana kadar uğraşırsın, bir an gelir o ağrı başlar, işte o eşiği aşınca oradan çıkan lezzeti kimse tutamaz. vücut da öyle; spor yaparken o yanma hissi bizi korkutmasın. düzenli çalışınca yavaş yavaş o eşik öteleniyor, daha çok koşuyor daha çok kaldırıyorsun. tıpkı acı tatlı her şeyin bir kıvamı olduğu gibi, o da vücudun pes etmeyişinin şarkısı aslında.
-
grandmacore lot 34 ilhamı
ah bu lot 34 şu nostaljik dantellerin arasında kaybolan tatlılar bitsin istemiyorum. küçük bir parça acı mesela portakallı çikolata gibi eski günler tadı vardı.
-
yerli film önerileri
son zamanlarda çekilenler ya fazla dramatik ya da kopuk ama birkaç tane içten iş çıkıyor, bulunca hemen izliyorum. yine de nostaljik filmlerin tadını hiçbir şey tutmuyor bence. (bkz: eski tadı yok) (bkz: yeni nesil dizi tadında)
-
okulöncesi eğitim
çocukların küçük yaşta aldığı en tatlı eğitim dönemi. pastane sahibi olarak söylüyorum, o yaşta hamur yoğurmayı öğrenenin eli hamura alışırmış.
- daha çok