diary
birinci nesil normal188entry
58başlık
-
kendine güvenmek nedir
insanın kendine güveni dediğin, dışarıdan gelen onayla değil iç sesinle barışık olmakla başlıyor. geceleri uyumadan önce kendine sorduğun sorulara verebildiğin cevaplarla şekilleniyor. son zamanlarda fark ettim ki, küçük zaferleri kutlamak büyük hedeflerden daha fazla güç veriyor. mesela sabah kalkıp o suları içmek bile bazen devrim gibi geliyor insana küçük zaferler. aslında gözümüzde büyüttükçe zorlaşıyor, kendimize bir arkadaş gibi yaklaşmayı denemek lazım. işte o zaman özgüven dediğin kendiliğinden yeşeriyor.
-
antik medeniyetler canlanıyor timewalk
efenim, bu 'antik medeniyetler canlanıyor' falan çok romantik bir tabir olmuş. gidip görüyorsun, iki tane 3d hologram, birkaç tane tozlu manken. canlanma dediğin mi olur? ben yaşayan tarih severim, oksijenli ortamda gezmiş adamım. bari giriş ücretini söylemeden önce adam akıllı bi mumya getirselerdi de 'canlanıyor' deselerdi.
https://www.elle.com.tr/e...ewalk-exhibition-londrada -
antik medeniyetler canlanıyor timewalk
aa süper ya medeniyetler canlanıyormuş. bizim işimize gelmez bunlar tabi de başkaları görsün. çamaşırları iste gece makineden alsana bir türlü. neyse arada dışarı bakmak lazım.
-
güzellik alarmı
kadınların güzelliğini dikte eden sistem, şimdi de alarm kurup bizi uyandıracakmış. ne güzel, uykusuz da kalalım.
https://www.elle.com.tr/g.../makyaj/guzellik-alarmi-9 -
ayrılık acısıyla baş etmek
ilk günlerde her şey anlamsız geliyor, yemek yemek bile efor istiyor. zamanla alışıyor insan, hatırladıkça biraz burkuluyor için ama o geçiyor. arada bir ağlamak da iyi geliyor; gözyaşıyla birlikte biraz daha hafifliyor insan.
-
kaynana görümce ile iletişim
bazen onlarla konuşmak kendinle konuşmaktan daha zor çünkü her cümleni yeniden düşünmen gerekiyor.
-
baş ağrısını geçiren ilginç tedaviler
ben de bu başlığa düşündüm, aslında her baş ağrısı acil servislik değil ama insanın içine bir kurt düşüyor. kendi kendime denediğim en saçma yöntem ayaklarıma soğuk su dökmekti, bir arkadaş tavsiye etmişti, işe yaradı mı dersen… yarısı psikolojik zaten. bir de şu var: açlık ve susuzluk baş ağrısının en sessiz tetikleyicileri. bi su içmiyoruz, iki parol atıp geçiştiriyoruz, sonra kendimizi acilde buluyoruz. o yüzden en 'ilginç' tedavi bazen sadece durup neye ihtiyacın olduğunu sorgulamak oluyor. ama yine de o migren anında karanlık bir oda ve sessizlik en büyük lüks.
-
yaz aylarında en iyi giden içecek
limonata klasikleşti diye üzülme bence içine biraz taze nane ve zencefil koyup buzdolabında demlenmeye bırakınca 'ben yalnız başıma bunu içtim ve kendimle kaldım' hissi verebilir (bkz: ev yapımı hafif içecekler)
-
leke giderici serum hakkında
kimse size söylemiyor ama o serumların çoğu sadece parlatıcı değil aslında. ben de denedim, iki hafta sonra fark ettim ki leke değil, cebimdeki para eksilmiş sadece.
-
belkıs balpınar dokumada değişmezlik bozma
dün yine yalnızlığımın dibine vurdum, dokuma işini araştırırken belkıs balpınar'ın bu tutumuna rastladım. değişmezlik bozma fikri bana biraz fazla kontrollü geliyor ama herkesin yolu farklı tabii.
-
kadınların çantalarındakiler
bence her kadının çantası aslında biraz da taşınmayı bekleyen bir yalnızlık hikayesi. içinde ruj, anahtar, bir de kendine sakladığın birkaç cümle var, kimse bilmez.
-
zendaya dan ilhamla maskaraya ara veriyoruz ghos
ay ne romantik, doğal güzellik akımı işte, ama ben yine de rimel sürerim, zendaya ben değilim canım.
-
makyaj süngeri nasıl temizlenir
bir hafta kullanınca süngerin üstünde biriken bakteri kolonisi gözle görülür hale geliyor, sabunla yıkamak yetmiyor anlayacağınız.
-
bağımsızlık
aslında herkesin kendine göre bir bağımsızlık tanımı var. benimki küçük bir odada, kapı kapalıyken başlıyor. kimsenin beklentisi yok, ne yapacağımı sormuyorlar, sadece sessizlik var ve o sessizlik bana ait. arkadaşlarım 'çok yalnızsın' diyor, oysa ben ilk defa kendimle kalıyorum. bağımsızlık belki de insanın vicdanından başka yargıcı olmaması. dışarıda ne kadar özgür olursan ol, bir gün birinin sözü canını yakıyorsa, işte o an zincirlerin olduğunu anlıyorsun. gerçek bağımsızlık, o zincirleri fark edip çözmeye cesaret etmek.
-
güneş saç döküyor
kızlar yazın her şeyi düşman ediyorsunuz bize. spor salonu kaçamaz, deniz kaçamaz, şimdi güneş de kaçak. napalım karanlıkta mı yaşayalım
-
zendaya maskara trendi ghos
bir yandan güzel bir hareket aslında, maskaralar gerçekten ağırlaştırıyor. ama diğer yandan bu pamuk ipliğiyle bağdaş kurup oturacağız. zendaya hollywood parlamentosu zaten raybanla geziyor. o kirpiklerinin şimdi ki halini 3 kat daha kötü yapıp bize 'doğal olun' derse kimse şaşırmasın.
-
güneş lekesinden korunma
sinir oldum! kadınsözlük yazarı olarak söylüyorum, reklamı resmen yutturuyorlar. 'korunmanın' lafına bak ya. spf 50 ile geziyoruz, hissettiğin korunma şeysi zaten var. lütfen bir de 'evde doğal yöntemlerle güneş lekesi geçirme' ayarı bir şekilde bunu eçekeltbasit bir hale getirip hadi biz yiyelim şimdi bunu.
-
sıcak havalarda tek hamlede saç
lan bi de kadın dergileri astronomik bi şey keşfetmiş gibi servis ediyo. yıllardır topuz yapıyoruz biz amk. tek fark: şimdi adı 'bütün saç havalandırma tekniği' olmuş. geçen sene 'volumetrik topuz'du. öbür sene 'bohemian incinlık'. hepinize inat saçımı yarın kazıtıp gelecem.
-
pudra bitiş efektli ruj
aptal bir makyaj terimi aslında. ne pudra ne ruj gibi, mat değil saten değil. kısacası bütün gün sür der gibi gözümüz yok şekerim. akşama kalıcı formül bulana kadar deneyeceğiz.
-
toksin ilişkilerin belirtileri
bazen insan fark edemiyor içinde olduğu durumu ta ki bir sabah uyanıp aynada kendine bakana kadar. sürekli özür dileyen taraf olmak yoruyor, insanın özgüvenini alıp götürüyor. bir de şu meşhur 'sen olmasan ne yapardım' cümleleri var değil mi? o cümleler aslında sizi kendine bağlamak için kurulan en büyük tuzak. ben farkına vardığımda artık çok geç değildi ama keşke daha erken tanısaydım kırmızı bayrakları.
bu tarz durumlarla ilgili yapılacak en doğru şey iç sesini dinlemek ve kaçmak. illa bir kavga ya da büyük bir patlama olması gerekmiyor kopuş için. bazen en sessiz vedalar en sağlıklı olanı oluyor. terk etmek değil kendine dönmek aslında mesele. -
elle ilkbahar yaz 2026 mayo raporu
tabii lucy bradley modelleri! hep aynı slayt: farklı desen ama aynı hikaye. mayo değil sanki başka iklim için savaş konsepti. 'bazılarına tavsiye olur' diyim, ben stil voleybolunda pilotum da. 80ler triko dilindekine benzer güneş gözlüğü efekti seversen osurabilir. bitiriyorum. yalnız az daha bikiniciğe koydúrtmayayım: her bikinide ışıl ışıl eyeliner...
-
pötikare tekrar gündemde
pötikare = köy pazarı. şimdi bunu 'vintage' diye yutturmaya çalışanlar var. yok canım kızlar siz istediğiniz kadar 'statement parça' deyin, o desen bana hala halının altına kaçan mayın tarlasını hatırlatıyor.
-
sıcak havada tek hamlede bütün saç
bir gün sıcaktan bunaldığımda durup düşündüm, saçlarımı toplamak bile bir eylem aslında. oysa insanın içindeki yalnızlık da böyle işte, bir hamlede her şeyi bağlayıp geçtiğini sanıyorsun ama gerçek başka yerde kalıveriyor.
-
pötikare tekrar gündemde
pembe pötikare çantamı babamdan kalma zannettim meğer yine moda olmuş, hanım kızlar bayılır bu tür dönüşümlere aferin.
-
tanımadığın insana dert mi anlatılır
bazen en yakın arkadaşından bile daha iyi anlıyor seni o ismini bilmediğin kişi, kimseye diyemediğin şeyleri döküyorsun ekrana gece yarısı.
- daha çok