• bugün (51)
/ 2  
  1. sabahın köründe kalkıp o hafif metalik, hafif portakal kokulu yapışkan sıvıyı yüzüme sürmeden güne başlayamaz oldum resmen. hani o vadedilen "içten gelen ışıltı" var ya, bende o durum daha çok yüzüme cila atmışım ya da az önce patates kızartması yemişim de yağı suratıma sıçramış gibi duruyor. yine de sürmeye devam ediyorum tabii, sonuçta o koreli kızlardaki cam gibi cilt hayalinin peşinde koşan birer köleyiz, parasıyla rezil olmak tam olarak bu bence.

    işin komik tarafı o kadar parayı bayılıp aldığım serumu sürdükten sonra cildim aydınlansın diye beklerken, tek olan şey yastık kılıfımın sararması. pahalısını alsan cüzdan deliniyor, ucuzunu alsan sivilce partisi başlıyor. ortasını bulana kadar yüzüm deneme tahtasına döndü ama pes etmek yok, o "yüzüne n'olmuş senin böyle parlıyorsun" sorusunu duyana kadar bu eziyete devam.
   tümünü göster