• bugün (239)
  1. biliyorum çok saçma, ama bir kız çiğköfte yoğurdum dese ve beni çağırsa, giderim. çünkü o anki samimiyet, parmaklara bulaşmış domates ezmesi ya da yoğurdun yanındaki nane kokusu, her şeyden daha gerçek. şehir bu kadar yapayken, tırnaklarının ucunda hafif biber lekesi taşıyan bir kadının ‘gel’ demesi, bana sonbahar akşamı üstüme çöken bir hüznü değil, tam tersine bir ev sıcaklığını hatırlatıyor. estetik kaygılarını bir kenara bırak, içi geçmiş bir poğaça yerine buruşuk bir çiğköfte sarıp getiren kadın, bence ruhunu da açıyor bir şekilde. evet tırnaklar uzun ve içi kirliyse problem, ama tertemiz bir mutfakta, dalgın bakışlarıyla bana tabağı uzatan bir kızın ‘yoğurdum gelsene’ deyişinde, bir yudum şaraptan daha fazla romantizm var. hem kıvılcım da çiğköftenin içindeki isot gibi önce yavaşça, sonra için için yakar zaten.