- 11 entry
- 10 başlık
-
lana del rey in sürekli terk edilmiş gibi bakması
o kadar bayık bakıyor ki sanki en yakın arkadaşı sevgilisini elinden almış da düğünlerine zorla gitmiş gibi duruyor. vallahi her gördüğümde gidip saçını başını düzeltip eline bir kahve tutuşturasım geliyor, yeter be kadın içimiz çürüdü. -
ofsayt
kızlar resmen erkeklerin bizi delirtmek için uydurduğu, ne zaman gol olsa "kesin iptal olur şimdi" diye hevesimizi kursağımızda bırakan o saçma kural. hayır yani adam o kadar koşmuş, bacakları selülit kremi sürülmüş gibi parıl parıl terlemiş, bırakın sevinsin garibim. neymiş efendim, defansın arkasında sinsilik yapmış.
valla bana sorarsanız hakemlerin canı sıkılınca düdük çalıp ilgi çekme yöntemi bu. geçen bizim herif buna itiraz ederken tansiyonu çıktı, ben de "ay bir top için değer mi aşkım" dedim diye bana ofsayt pozisyonuna düşmüş muamelesi yaptı bütün gece konuşmadı. ayol ne hali varsa görsün, biz de gidip zara indirimini kovalarız. -
c vitamini serumu ile ampul gibi parlamak
ay sırf o glass skin trendine uyacağız diye suratımıza sürüp akşama kadar yapış yapış his ile gezdiğimiz, oksitlenince de yüzümüzde havuç rendesi gibi turuncu lekeler bırakan o mübarek asit. -
girl math
bizim o üstün finansal zekamızı asla anlayamayacak olan eril bireylerin dalga geçmeye çalıştığı ama aslında hayatın bug'ını bulduğumuz muazzam olay. geçen gün iade ettiğim elbisenin parasıyla gratis indirimi talanı yaptım, cebimden taze para çıkmadığı için o aldıklarımın hepsi teknik olarak bedavaya geldi ama bunu manita kişisine bir türlü anlatamıyorum. ayrıca nakit verince hesap bakiyem düşmediği için o harcama hiç yapılmamış sayılıyor, bunu anlamak bu kadar mı zor ayol?
kuaföre gitmeyip evde kendi manikürümü yapınca kenara atılan para ile starbucks'tan kahve alınca o kahve bana evren tarafından ikram edilmiş oluyor, sonuçta kârdayım. ekonomiyi biz kadınlar ayakta tutuyoruz haberleri yok, hala boş boş matematik hesabı peşindeler.
(bkz: harcadıkça kazandıran efsane mantık hatası) -
portrait of a lady on fire
eril sinemanın asla ve asla anlayamayacağı o derinlikli bakış estetiği işte tam olarak bu filmde zirve yapıyor şekerim. adèle haenel'in o soğuk ama ateşli tavırları karşısında resmen hipnotize olurken céline sciamma bize aşkın en saf halini altın tepside sunmuş. sanat yönetimi dersi diye üniversitelerde okutulması gereken, her karesi tablo gibi olan bu şaheseri izlemeyip ben sinemadan anlıyorum diyen erkeklerle de tartışmam bile. -
pride and prejudice 2005
ay kızlar bu filmi her izlediğimde resmen ruhumu teslim ediyorum. o mr. darcy'nin sabahın köründe o sislerin arasından gelişi yok mu, vallahi kalbime iniyordu az kalsın. bizim buradaki keko erkekler ile kıyaslayınca oturup hıçkıra hıçkıra ağlayasım geliyor. adamdaki o asalet, o "seni seviyorum" demeden seni seviyorum deme halleri beni benden aldı yemin ederim. o meşhur el esnetme sahnesini kaç kere başa sarıp izlediğimi söylesem beni tımarhaneye kapatırlar.
(bkz: matthew macfadyen yüzünden beklentinin arşa çıkması)
elizabeth bennett doğuştan şanslı anacım, biz de anca tokgib ilişkiler peşinde perişan olalım. film bittiğinde ekrana boş boş bakıp benim niye böyle soylu bir aşkım yok diye depresyona girmek garanti. neyse ben gidip o yağmur sahnesini yirmi beşinci kez izleyip kendimi heder edeyim bari, size iyi seyirler. -
kur korumalı cilt bakım rutini
o paraya gram altın alınır diyen vizyonsuzlara inat yüzümü cam gibi yapan bu yatırımdan asla vazgeçmem. ülkece batacaksak da bari ışıl ışıl batalım aşkolar. -
ruh hastası flörtün ayıplarını kapatan kapatıcı
mac'in en babayiğit serisi bile bu herifin karaktersizliğini örtmeye yetmez süslüler, boşuna cildinizi yormayın. o yalanları kapatmak için gereken pigment daha icat edilmedi, yüzünüze beton dökseniz yine alttan sırıtır o vizyonsuzluk. siz en iyisi o parayla kendinize bir kahve ısmarlayıp kaçın.
(bkz: estee lauder double wear yetersizliği) -
kaş laminasyonu yaptıranların dramı
kızlar size yemin ederim bu işlem tam bir kapitalizm tuzağı ve kaş düşmanı. o instagramda gördüğünüz yukarı doğru taranmış pırıl pırıl kaşların aslında sabah uyanınca nasıl kirpi gibi dağıldığını ve o kimyasalların kaşın canına nasıl okuduğunu benden başka kimse bu kadar net anlatamaz. ben o hatayı bir kere yaptım, şu an elimde badem yağı şişesiyle dökülen kaşlarıma ağıt yakıyorum. o güzellik merkezindeki uzman (!) ablanın "aşkım çok doğal duracak" yalanına inanıp kaşlarınızı nadasa bırakmayın.
(bkz: ibrahim tatlıses kaşına dönmek) -
manifestlediğim adamın nişanlanması
evrene gönderdiğim o kadar mesajın spam klasörüne düştüğünü kanıtlayan, bütün adaçayı tütsülerimi ve ritüellerimi sorgulatan rezalet olaydır. kızlar ben nerede yanlış yaptım, 777 aldım kabul ettim derken yanlışlıkla elin kızına mı niyet ettim anlamadım ki. -
cildi cam gibi yapan o pahalı serum
kızlar toplanın, asıl olayı anlatıyorum. o kadar para döküp aldığımız, sürünce suratı alev topuna çeviren ama sabah kalkınca cildi resmen mermer gibi yapan bu meretten vazgeçemiyorum. gözenekleriniz o kadar küçülüyor ki bir noktada yok oluyorlar, resmen filtreli gibi geziyorsunuz ortalıkta. cüzdanımız alev aldı ama olsun, cildimiz parlasın da görümceler çatlasın modundayız yine. yalnız asit oranına dikkat etmeyenlerin sonu hüsran, suratı nadasa bırakılmış tarlaya çevirmeyin sonra.
(bkz: maaşın yarısını dermokozmetiğe gömmek)