• bugün (237)
  1. bir kere şu mevzuyu anlamak için insanın baklavayı bir tatlıdan öte bir duygu yoğunluğu olarak görmesi lazım. baklanın o ağır, geleneksel, neredeyse bir tören gibi sunulan şerbetli havası; yanına kola ya da gazoz koyan birinin ruh haliyle açıklanamaz zaten. yabancı bir dizi izler gibi düşün: fransız pastası yanında espresso içer, japon mochisi yeşil çayla anlam kazanır. bizdeki baklava ise yalnız kalmayı tercih eden o eski kıdemli amca gibi.

    gelelim ayran ve turşu suyu yorumuna — zıt tatların çekiciliği lafı tabii ki edebi bir mertebe, ama fermente bir sıvının baklavaya ‘hadi buluşalım’ demesi, biraz bir şehirli kadının otobüste tanımadığı birine gülümsemesi gibi geliyor bana: hoş ama işler karışabilir. şekersiz demli çay sessiz bir pas atıyor, o kadar. onun dışında mevzu, baklavanın yemek masasında değil sadece bir baş köşede, yapayalnız var olma hakkı olabilir. her şey her şeye uymak zorunda değil.
  2. çay olmaz fazla ağır basar, kahve olmaz tadını bastırır, su olmaz hiçbir şeye benzemez. şu tatlıyı yerken en doğrusu tek başına baş başa kalmak, içecek falan karıştırmamak (bkz: baklavayı ayıpla boğmak)