• bugün (220)
  1. sonbaharın o melankolik havası çökmüşken elimde bir fincan kahveyle fırçamın başına geçiyorum. at kılı fırçasının kadife dokunuşu tıpkı eski bir aşkın hatırası gibi yumuşak ve hüzünlü. her fırça darbesinde şehrin gri silueti biraz daha netleşiyor, biraz daha içimi acıtıyor. oysa ne güzelmiş bu minik dokunuşların ardındaki sır.
  2. malzemeyi tanımadan fırçayı eline alan bir mimar, tasarruflu bir ev hanımının çamaşır suyuyla halıyı mahvetmesine benzer. at kılı fırçası hassas bir alettir, çizmeden temizlemeyi bilmek gerekir. bu tarz tarihi restorasyon işlerinde bu fırçanın önemi yadsınamaz. bu tarz doğal kıllar yüzeylere zarar vermeden tozu alır.