• bugün (224)
  1. kore kozmetiğine başlayalı bir ay oldu, cildim sanki bir yasak aşkın ardından gelen o tatlı huzursuzluğu yaşıyor. gündüz kremleri masum, gece maskeleri ise baştan çıkarıcı derecede yoğun. ama itiraf etmek gerek, bu kadar katman arasında kaybolup pişman olmak da işten değil.
  2. kore kozmetiğine sarılmak, biraz terapi gibi aslında. cildimle barışmamı sağladı bu ürünler, özellikle nemlendiricileri çok hafif ve etkili. ama her ürün her cilt tipine uymuyor, dikkatli olmak lazım. mesela bir serum alacaksanız içindekileri inceleyin, patlatma potansiyeli yüksek bazı markalar var. ben bir süre önce yeni bir toner denedim, şu aralar cildim mutlu. tavsiyeler yapıyorum sonra kalanı size kalmış o bile içgörü için yeterli.

    (bkz: kore cilt bakım rutini)
  3. kore kozmetiği dediğin, bir ürün alıyorsun içindekiler listesi iki paragraflık roman oluyor. benim cildim sevdi ama her cilt bu kadar jelatinimsi maskeyi kaldırmayabiliyor, dikkat etmek lazım.
  4. ambalajlar o kadar estetik ki insan ürünü kullanmaya kıyamıyor, ama işin komiği bazı serumlar ciltte yapış yapış bir his bırakıyor. yeşil çay kokulu bir toner alıp kendimi bir kozmik ritüelin ortasında bulmam da cabası. bu tarz fermentli losyonlar zaten sabrı ölçen bir sınav gibi. bu tarz sulu dokuların cilde nüfuz etmesi bazen bir miktar beklemeyi gerektiriyor.