• bugün (30)
  • 151 entry
  • 104 başlık

artikel

birinci nesil caylak 13 ocak 2026
  • evde manikür yaparken banyoyu mezbahaya çevirmek
    kuaföre para vermeyeyim diye gaza gelip tırnak etlerini alacağım derken bütün parmaklarını doğrayıp evde kanlı bir terör estiren yıkık kadındır. kan revan içindeki parmaklara bir de ağlaya zırlaya aseton değdirirken yaşanan o sızı tam bir fakirlik dramıdır.

    (bkz: tırnak eti kanamasının durmaması)
  • erkek arkadaşa hediye bulma çilesi
    beynimi yiyip bitiren, beni geceleri stresten ağlatan dünyanın en korkunç çilesidir. kıza hediye alacak olsan milyon tane seçenek var ama bu dümdüz adamlara ya saat ya cüzdan almaktan cidden fenalık geldi artık.

    neyse gidip yine o çok sevdiği oyunun saçma sapan bir figürüne bir ton para bayılayım da yüzü gülsün bari yontulmamışın.
  • evlilik teklifi beklerken heder olan gençlik
    beş yıldır her yıldönümünde hevesle french manikür yaptırmaktan yoruldum ama masaya gelen tek sürpriz hep hesap sümeni oluyor.

    karşımda romantizmi menü uzatmak sanan adam varken benim o baget tektaşı parmağımda görmem imkansız kızlar.
  • çeyiz serme ritüeli
    yemin ederim bu vizyonsuz gelenek yüzünden düğün öncesi sinir hastası oldum. elalemin teyzeleri gelip dantellerime ve nevresimlerime puan verecek diye aylarca gönüllü psikolojik işkence çektik resmen. o pembe kurdeleli tencereleri yatağın üstüne dizip millete şov yaparken içten içe cinnet geçirmeyen kız zaten bizden değildir.
  • buz lazer diye kandırılıp tavuk gibi ütülmek
    sıfır acı vaadiyle o lanet salona adım attığımda sedyede bildiğiniz mangalda tavuk gibi cızır cızır yakıldım kızlar. üstelik onca paraya ve gözyaşıma rağmen tüylerim inadına küllerinden doğarak bana resmen nanik yapıyor.
  • toksik ilişkiden kurtulunca gelen nirvana
    kızlar o aşağılık kompleksiyle sizi her gün delirten narsist asalağı hayatınızdan def ettiğiniz an cildiniz bile ışıl ışıl parlamaya başlıyor yemin ederim.

    gidin o enerjinizi emen vampirden hemen kurtulun da onsuz yaşayamam drdıbını bırakıp hayata dönmenin o muazzam hafifliğini hücrelerinize kadar hissedin.
  • sevgilinin tartışma esnasında ölü taklidi yapması
    ben bu adamın sürekli kendi paralel evreninde yaşamasından ve benim sinir krizlerimi belgesel izler gibi izlemesinden gerçekten tükendim kızlar. adama saatlerce gözyaşı döküp dert anlatıyorum, en sonunda bana sadece haklısın deyip aynı hataları milimi milimine yapmaya devam ediyor.

    cidden yakında hırsımdan kendi kolumu falan kemireceğim, hayat enerjimi ve akıl sağlığımı sülük gibi emdi bitirdi bu adam.
  • cut crease yapmaya çalışırken rakuna dönmek
    göz kapağını ikiye böleceğim diye on beş kat kapatıcıyı üst üste sürüp günün sonunda dayak yemiş rakuna dönmemize sebep olan o lanet akım. saatlerce uğraşıp asla iki gözü eşit yapamadığımızda gelen o sinir krizi yemin ederim ömrümden on yıl yiyor.
  • bridgerton izlerken evdeki kocadan iğrenme perisi
    şu dizideki adamların o kusursuz enddıbını ve kadına o taparcasına bakışlarını gördükten sonra salonda atletle göbek kaşıyıp maç izleyen kocam yemin ederim gözüme evrimini tamamlamamış bir mağara adamı gibi görünüyor. adamlardaki o romantizm ve asalet standartlarını görüp sonra dönüp bizimkinin ağzını şapırdatarak çay hüpletmesine şahit oldukça cidden sinirden kendi saçlarımı yolasım geliyor kızlar.
  • ıssız adam filmindeki havuçlu tarçınlı kek
    kızlar allah aşkına adam basbayağı bağlanma sorunlu ağır bir toksikti, o veda sahnesinde ağlayan paşama değil de fırından yeni çıkmış mis gibi koca kekin ziyan olmasına üzüldüm ben. böyle vizyonsuz ve ne istediğini bilmeyen eriller için lütfedip mutfağa girip un elemeye asla değmez.
  • yalnızlık hissi gelince cilt bakımına abanmak
    kızlar yemin ederim bu his genelde pazar akşamları tam da böyle duştan çıkıp bornozla yatağa yığıldığınızda geliyor. hani o an telefonunuza baksanız bildirim sıfır, en fazla trendyol'dan 'sepetindeki ürünler seni bekliyor' mesajı gelmiş. işte o saniye beynimde yalnızlık alarmları çalıyor ve ben gidip buzdolabından soğuk yeşim taşımı alıp suratımı adeta kazımaya başlıyorum. sanki o koca yalnızlığı gözeneklerimden aha/bha asitleriyle kökünden kazıyabilecekmişim gibi kendimi on iki aşamalı kore cilt bakımı ritüeline vuruyorum.

    suratıma o en kalın kil maskesini sürüp mimik bile yapamadan tavana bakarken inanın yalnızlık falan kalmıyor, sadece gerilmiş bir cilt ve maskeyi çatlatmama çabası kalıyor. hem gerçekçi olalım, hayatıma girip sinirimi bozacak toksik bir adamın kaprisini çekeceğime c vitamini serumumun yüzümde yarattığı o muazzam parlaklığı izlerim bin kat iyi. yalnızlıktan içim çürüyor olabilir ama en azından dışarıdan porselen gibi kusursuz parlıyorum.
  • güçlü bağımsız kadın masalı
    sabah altıda uyanıp pilatesimi yaparım, ofiste sunumumu patlatıp akşam da şarabımı yudumlarım sanıyordum. gerçekte olan ise dördüncü toplantıdan baş ağrısıyla çıkıp bozulmuş kalıcı ojemin yasını tutarken stresten avuç avuç saç dökmek. bize bu her şeye tam zamanında yetişebilen kusursuz amazon kadını vizyonunu kim kilitlediyse cidden iki yakası bir araya gelmesin.
  • aldatıldıktan sonra fbi ajanına dönüşmek
    o aşağılık adam yüzünden sabahın beşinde yeni sevgilisinin yengesinin gizli instagram hesabını stalklarken 'ben ne ara bu kadar delirdim' diye kendimi sorguladığım müthiş travmatik bir evre. bu erkek milleti gerçekten bizim en naif olanımızı bile tek gecede profesyonel bir ruh hastasına çevirmeyi çok iyi biliyor.
  • albert einstein ın saç bakım rutini
    adam görelilik teorisini bulmaya harcadığı eforun onda birini o tiftik tiftik olmuş saçlarına nemlendirici maske yapmaya harcasaydı garibim karısı mileva stresten o kadar çabuk çökmezdi.

    koca evrenin sırrını çözüp duş sonrası saç uçlarına iki damla argan yağı sürmenin mucizesini keşfedememiş inanılmaz vizyonsuz bir paspal.
  • kendi ayakları üzerinde duran kadının bel ağrısı
    her şeyi tek başıma hallederim yalanını kendime inandırdığımdan beri omuzlarımda taşıdığım o görünmez toksik maskülen yükler yüzünden fiziksel olarak çöktüm.

    artık sadece peluş pijamalarımı giyip hiçbir krizin sorumluluğunu almadığım o pasif agresif bitkisel hayata acilen geçiş yapmak istiyorum.
  • yale üniversitesi kampüsündeki rutubet
    kızlar inanın o filmlerde gördüğünüz havalı karanlık akademi estetiği tamamen koca bir yalandan ibaret, o tarihi taş binaların içi bildiğiniz ağır bir küf kokuyor. o kasvetli ve buz gibi duvarlar arasında aklımı kaçırmamaya çalışırken abartısız on yaş birden yaşlandım.
  • sosyal medyada abartılan en iyi maskara yalanı
    her gün yeni bir en iyi maskara efsanesiyle uyanmaktan o kadar yoruldum ki anlatamam. sponsorlu içerik kraliçelerinin ballandıra ballandıra anlattığı o meşhur ürünü koşa koşa alıp sürdüğümde, kirpiklerim birbirine yapışmış üç tel ıslak örümcek bacağına dönüştü. hayır yani o kadar paraya gidip kirpik ektirsem ömür boyu kusursuz kirpik görünümü ile gezerdim herhalde, bari her akşam o zifti gözümden kazımakla uğraşmazdım.

    gerçekten bu kozmetik piyasasında şişirilmiş yorumlara inanıp cüzdanı boşaltmak bize özel büyük bir sınav falan olmalı. dünyanın en iyi maskarası diye bir şey yok kızlar, hepimiz genetik şanssızlığımızı o uyduruk silikon fırçalarla saklamaya çalışan umutlu varlıklarız sadece. gidin indirimden bütçenize uyanı alın geçin, zaten o çok övdükleri fahiş fiyatlı olanlar da gün sonunda gözaltında aynı o leş panda efektini yapıyor.
  • kimyasal peeling ile yılan gibi deri değiştirmek
    kızlar cildim ışıl ışıl parlasın, şu sinsi gözenekler yok olsun diye gittim o meşhur asitleri suratıma katman katman sürdürdüm. güzellik uzmanının 'sadece hafif bir karıncalanma hissedersiniz' dediği şey bildiğin cehennem ateşiymiş, yüzümde adeta urfa kebabı közlediler. ertesi sabah aynaya baktığımda bana gülümseyen o kıpkırmızı ve öfkeli domatesi görünce inme iniyordu. birkaç gün kimseye görünmemek için evin içinde siyah maskeli bir ninja gibi duvar diplerinden dolaşmak zorunda kaldım.

    sonra o dillere destan soyulma evresi başladı ki düşman başına. her gülümsediğimde suratımdan bir parça deri kopup halıya düşüyordu, insan içine çıkmak tam bir gerilim filmine dönüştü. yılan gibi soyulup altından peri kızı çıkacak diye sabırla beklerken, o dökülen pulların altından yine benim o bıkkın, hayattan soğumuş suratım çıktı iyi mi. yalan yok, haftanın sonunda cildim bebek poposuna döndü ama o strese ve mağara insanı gibi yaşadığım günlere değdi mi derseniz, gidip sanayide yüzüme zımpara attırsam daha az travmatik olurdu yemin ediyorum.
  • yüzdeki kraterleri küçültecek tonik önerisi
    kızlar o kadar çok rutin falan filan denedim ki yüzümdeki o devasa kraterler yüzünden yakında burnumun üstüne ankara büyükşehir belediyesi yazıp asfalt döktüreceğim. allah aşkına bana gerçekten işe yarayan, parayı sokağa atmayacağımız bir gözenek sıkılaştırıcı tonik söyleyin de şu çileden kurtulalım. her yere aynı ürünleri övüp duran influencer yalanları dinlemekten cildimden önce beynim sarktı yemin ederim.
  • telefonu masaya ters koyan erkek
    kızlar hiç boşuna dedektifliğe soyunup kendinizi yormayın, o telefon masaya ekranı altta kalacak şekilde konuyorsa zaten çoktan boynuzlanmışsınızdır. kilit ekranına düşen o tek bir mesajı gizlemek için verdikleri bu zavallı çaba bile zekalarının ne kadar acınası olduğunu kanıtlamaya yeter.
  • dudak dolgunlaştırıcı parlatıcı eziyeti
    üç dakika angelina jolie gibi gezeceğim diye dudaklarımı kezzap dökülmüş gibi yaktıran bu kimyasal silahlara servet ödemek tam bir akıl tutulması.

    gidin paşa paşa dolgunuzu yaptırın kızlar, iki saatlik uyduruk bir illüzyon için bu mazoşistliğe inanın hiç gerek yok.
  • takma kirpik etkisi yaratan maskaralar
    burada günlerdir öve öve bitiremediğiniz o sözde en iyi maskaraların hepsini denedim, yarım saat sonra gözaltlarıma dökülüp beni direkt rakuna çevirdiler. valla kızlar kirpiği kaşıma kadar uzatmayan, üç gün aralıksız ağlasam bile milim akmayan bir ürüne sırf markası afili diye gidip de o paraları bayılamam ben. gidin biraz kozmetik marketlerinin alt raflarını kurcalayın da gerçek efsanelerle ufkunuz açılsın, lüks sevdanız yüzünden paranıza yazık.

    (bkz: maybelline lash sensational)
  • clean girl estetiği kovalarken hayattan soğumak
    kızlar hepimiz biliyoruz ki o sabahın beşinde kalkıp yeşil matcha çayını yudumlayan, saçı sımsıkı yapışık topuzlu ve sadece lip gloss ile kusursuz parlayan o tayfa, tamamen sosyal medyanın mental sağlığımızla oynamak için uydurduğu devasa bir illüzyon. yani o cam gibi cildi elde edicem diye aylık maaşımın yarısını niacinamide ve retinol serumlarına döküyorum ama sonuç her seferinde tam da flörtümle buluşacağım gün çenemin ortasında beliren devasa bir sivilce oluyor.

    üstelik o çabasız şıklık diye bize yutturdukları konsepti icat eden kişinin kadın doğasıyla uzaktan yakından alakası olamaz. o bej rengi dökümlü keten pantolon ve dümdüz pamuklu crop ile aynada kendime bakınca, hayat enerjisi sömürülmüş depresif bir işsize benziyorum. hayır bir de o yapışkan slick bun topuzunu yaparken kollarım kopuyor, sonra da bütün gün saç diplerim acıyarak sözde zarif göründüğüme inanmaya çalışıyorum, allah cidden hepimizi bu modern kadınlık triplerinden kurtarsın.
  • nivea çilekli dudak koruyucu
    lise yıllarında dudaklarımızı angelina jolie yapacak sanıp kat kat sürdüğümüz ama bizi sadece florasan pembe dudaklı bir disko topuna çeviren o meşhur vazelin kılıklı şey. şimdi dönüp bakıyorum da o dönemki devasa vizyonsuzluğumun kokusu tam olarak bu sentetik çilek aromasıymış.
  • dolar kurunun cilt bakım rutinimi mahvetmesi
    kuruyan cildime artık dolar fırladıkça akıttığım gözyaşlarımı sürüyorum, sonuçta en kaliteli ve bedava nemlendirici. gece serumu fiyatına kiralık ev tutmak gerçeği yakında hepimizi doğal yoldan on yaş birden yaşlandıracak kızlar.
  • daha çok