- 149 entry
- 118 başlık
-
sevgilinin kronik empati yoksunluğu
kendi yarattığı saçma sapan krizleri çözmekten saçlarıma aklar düştü, beyefendi ise dünyayı kurtarıyormuş gibi mağdur edebiyatı yapıyor.
bu devasa egosunu ve koca bir sıfır olan empati yeteneğini çöp poşetine doldurmak için son damlayı bekliyorum. -
evlilik teklifi beklerken sinir hastası olmak
adam ha bugün ha yarın diz çökecek diye her yemeğe yeni fönlenmiş saçla gitmekten yoruldum ama beyefendi bana hala halı saha maçındaki golünü anlatıyor. allah aşkına o tektaşı ben menopoza girince mi takacaksın parmağıma, cidden çürüdüm beklemekten. -
barış alper yılmaz ın dar forma sevdası
adamdaki dar forma sevdası yüzünden babamla maç izlerken yemin ederim fenalık geçiriyorum kızlar. yani anladık canım en çok sen squat yapıyorsun, antrenman sonrası en çok tavuk göğsünü sen yiyorsun da o şortun üstünde o kadar gergin durması hiç estetik değil sadece aşırı göz yorucu. sahada top mu koşturuyor yoksa podyumda gladyatör gibi vücut mu sergiliyor belli değil. biraz sal kendini, biz ekran başında senin o sürekli kasılan omuzlarından yorulduk valla.
bir de gol atınca o aşırı agresif, kameralara bağırmalı çağırmalı sevinçleri yok mu... ekrandan üstüme maç teri fışkıracak diye refleks olarak geri çekiliyorum o derece maskülen bir toksiklik. hayır yani alt tarafı meşin yuvarlağı fileye soktun, sanki tek başına ülkenin cari açığını kapatmışsın gibi bu neyin şovu inan anlamak güç. bacakları öyle şişirene kadar gidip bari iki tık hyalüronik asit falan sürseydin yüzüne, her şey kas demek değil sonuçta. -
bir asgari ücret gömülen leke serumları
kızlar inanın o kadar para döküp aldığınız o minicik şişeler yüzünüzdeki haritayı falan silmiyor. bir gecede bebek cildine kavuşma hayalleriyle cilt bariyerini içten içe çürütmek dışında hiçbir işe yaramıyorlar ne yazık ki. asit asit diye yüzünüzü resmen kezzaplamadan önce gidin paşalar gibi güneş kremi sürmenin hayati önemi neymiş onu öğrenin bence. -
buz lazer masalına inanan masum köylü
kızlar yemin ediyorum şu sektörde okuduğum yorumlar kadar hiçbir şeye gülmüyorum. sözde buz başlık takıyorlar, acısız ağrısız diyerek kandırıyorlar ama o sedyeye uzanıp o garip kırmızı gözlüğü taktığın an florasan ışığı altında ruhunu bile okuyan estetisyen ablanın atışlarıyla ecel terleri döküyorsun. google'da merkez yorumlarına bakıyorum, 'hiç acımadı, işlemde uyuyakaldım' yazmışlar. yahu sen işleme girmeden önce genel anestezi falan mı aldın neren acımadı? bildiğin mangaldaki cızbız köfte gibi kendi kıl kökümün yanık kokusunu ciğerlerime çekiyorum her seansta.
işin en trajikomik yanı da size ballandıra ballandıra 12 seans paket kilitleyip, sonrasında 'hayatım senin durumun hormonal olabilir' diyerek o tüylerin asla ve asla bitmemesi. paket bitiyor, bi bakıyorsun bacağında tüy değil resmen mutasyon geçirmiş yeni bir bitki örtüsü filizleniyor. sonra gidip merkezin sayfasına destanlar yazıyoruz sinirden ama olan çoktan şişmiş kredi kartı ekstremize ve heba olan o pürüzsüzlük hayallerimize oluyor. iğneliye gidip her kıl kökünde ayrı bir trajedi yaşamadığınız sürece o bebeksi ten sadece instagram filtrelerinde var, kimse kimseyi kandırmasın. -
anonim dertleşirken yürüyen vizyonsuz erkek
tam yüz maskemi sürüp dünkü narsist flörtümü tanımadığım birine isimsiz isimsiz gömeyim diyorum, dertleştiğim kişi daha beşinci dakikada empati şovu yaparak instagramımı istiyor. kızlar yemin ederim sırf nefes alıyoruz diye bizim o diplerdeki bitik auramıza bile aşık oluyor bu hastalıklı tipler. -
ilişkide sürekli kurban rolü oynayan erkek
sabahın köründe insana sinir krizi geçirtip sonra da o nemli gözlerle yavru köpek gibi bakarak kendini mağdur gösteren canlı türüdür. inanılmaz gerçekten, tartışmada haklı olan taraf benim ama günün sonunda bi bakmışım durduk yere adamın gönlünü falan alıyorum. bu muazzam duygu sömürüsüne ve manipülasyon yeteneğine acilen oscar falan verilmesi lazım. -
kore kozmetiği bataklığına düşmek
kızlar valla o cam gibi parlayan pürüzsüz asyalı ciltlerine kanıp tüm maaşımı asitlere, sümüklü böcek salgılarına, on aşamalı temizlik ritüellerine yatırdım. akşam rutininde bir tane esansı yüzüme tap tap yapmayı unutsam ertesi sabah anında kusuyor cilt, hani nerede o vadettiğiniz içten gelen ışıltı? sabah ayrı güneş kremi, gece ayrı niasinamid derken lavabonun üstünde diş fırçama yer kalmadı resmen.
buradaki asıl trajedi hayatında sadece duş jeliyle yüzünü yıkayan kocamın cildinin benden daha pürüzsüz ve gergin durması. biz burada laboratuvar faresi gibi her yeni molekülü yüzümüze sürüp denek oluyoruz, adam kalıp sabunla porselen gibi geziyor. ama yine de o cam cilt illüzyonuna köle olmaya devam edeceğim maalesef, şimdi gidip indirim bitmeden sepetimdeki o meşhur propolisli serumu alayım da sinirim geçsin. -
barış alper yılmaz
sahada o kadar insanüstü bir eforla koşuyor ki izlerken oturduğum yerde benim nefesim kesilip tansiyonum falan düşüyor. o bir beden küçük ekstra dar formayı sırf vücudunu gözümüze sokmak için giydiğine yemin edebilirim ama ispatlayamam. -
yüzü temizleyeceğim diye yağa bulamak
gözeneklerim pırıl pırıl olacak diye koreli influencer yalanlarına inanıp yüzümü sıvı yağ fıçısına düşmüş gibi ovduğum günlere lanet olsun. yüzümü arındırayım derken ergenlikte bile görmediğim boyutta devasa kistik sivilcelere ev sahipliği yaptım kızlar, cildim resmen isyan edip kustu. şimdi o çuvalla para döktüğüm temizleme yağlarıyla ancak makyaj süngerlerimi yıkıyorum, düşmeyin böyle pazarlama oyunlarına.
(bkz: cilt bariyerini el birliğiyle yok etmek) -
kocanın aldığı nefesin batmaya başlaması
eskiden canım kocam diye uyandığım adamın şu an çay höpürdetişi yüzünden cinnet geçirip salonu ateşe vermemek için kendimi zor tutuyorum. adam resmen evdeki salon bitkimin oksijenini israf ediyor diye ağlayacağım, sanırım benim için yolun sonu geldi. -
ankara trafiğinin cilt bariyerimi çökertmesi
sabahın köründe o iğrenç eskişehir yolu trafiğinde milim milim ilerlerken stresten alnımda koca bir sivilce çıkıyor yemin ederim. önümdeki vites atmayı bilmeyen magandalar yüzünden debriyaja basa basa sol bacağım sağ bacağımdan iki kat daha kalın oldu. bu gri şehrin leş egzoz dumanı ve bitmeyen korna terörü yüzünden mahvolan cilt bariyerimi şimdi hangi hyalüronik asit toparlayacak acaba? -
erkek arkadaşa hediye ararken gelen sinir krizi
kızlar hiç boşuna mağaza mağaza gezip kendinizi paralamayın, çünkü o saatlerce düşünüp aldığınız şahesere bakarken bile beyninde sadece halı saha maçının gol pozisyonları dönecek. gidin en düzünden siyah bir tişört alıp eline verin, en azından yanınızda gezerken o muazzam vizyonsuzluğuyla göz zevkinizi bozmaz. -
pul pul dökülen bacaklara losyon önerisi
kızlar o yılan gibi pul pul dökülen bacaklarınıza alelade kremler sürüp cildinizi nemlendirdiğinizi sanıyorsunuz ya halinize gerçekten inanamıyorum.
hemen gidin bir cerave nemlendirici losyon alın da o çorak toprağa dönmüş deriniz biraz insan cildine benzesin. -
kendi ayakları üzerinde duran kadın yorgunluğu
kendi ayaklarımın üzerinde durayım diye tırnaklarımla kazıdığım o havalı kariyer basamakları var ya, yemin ederim sadece stresten bozulan cilt bariyerimi onarmaya çalışmaktan ibaretmiş.
şimdi akşamın sekizinde mesai bitimi hem alfa dişi gibi ışıldamam hem de eve geçip gua sha masajımla içsel huzurumu bulmam bekleniyor, delirmenin eşiğindeyim gerçekten. -
kendi ayakları üzerinde dururken bel fıtığı olmak
her sabah o güçlü ve bağımsız kadın kombinimi giyip plazaya koşarken içten içe ciksen yaşında bir teyze gibi kemik ağrıları çekiyorum. hayır yani o kadar okuduk, kimseye muhtaç olmayalım dedik ama günün sonunda geldiğimiz nokta tek başımıza damacana takarken omurgayı yitirmek oldu. modernlik dedikleri bu illüzyon sanırım sadece kronik anksiyetemizin ve asla kapatıcı dayanmayan göz altı torbalarımızın özgürlüğünü ilan etmesinden ibaret. -
eski sevgilisine yazamayıp sözlüğe kusan kadın
kızlar dürüst olalım, o mesaj kutusuna yazıp yazıp sildiğiniz zehir zemberek satırları gelip buraya roman gibi döşerken klavyeyi nasıl parçaladığınızı hepimiz ekran başından hissediyoruz.
vallahi sizin bu bitmek bilmeyen mağduriyet hissiniz yüzünden okurken bile ben darlandım ama yine de meraktan çatlıyorum, dökün içinizi bakalım o vizyonsuz en son ne yaptı. -
krateri andıran gözenekleri yok eden tonik
yüzümdeki o devasa çukurlara fondöten dolmasından illallah ettiğim için korelilerin asitli tonik sevdası sayesinde keşfettiğim bu mucize nihayet beni mermer gibi bir cilde kavuşturdu. hala tonik niyetine yüzüne gül suyu fıslatıp gözeneklerine dolan o siyah kirleri temizlediğini sananları hayretle izliyorum. -
noah calhoun un aslında dev bir red flag olması
adam kızı sırf kendisiyle çıkmıyor diye dönme dolaptan sarkıp şantajla yemeğe ikna ediyor ama hepimiz yıllarca ekran başında ne romantik diye salya sümük ağladık. yemin ederim şu narsist varoşluğa gerçek hayatta denk gelsek anında polisi arayıp uzaklaştırma kararı çıkartırız kızlar. -
yüzdeki günahları bile örten fondöten
yüzüme sürdüğümde lisedeki sivilce izlerimle beraber eski sevgilimin yarattığı travmaları bile tek hamlede kapatan mucizevi sıvalardır. o kadar yoğunlar ki sürüp sokağa çıktığımda yüzümde mimik yapmaya korkuyorum, gülersem anında yüzümde çatırtı kopacakmış gibi hissediyorum. gün sonunda o kalıp gibi maskeyi ciltten kazımak tam bir inşaat ameleliği olsa da sırf o instagram filtresi yemiş pürüzsüzlük hissi için bu eziyeti seve seve çekiyorum kızlar. -
charles leclerc in mağdur erkek çekiciliği
adam her yarışta o kadar estetik kahroluyor ki gizlice ferrari'nin motorunu bozup saatlerce teselli edesim geliyor. ama o mahzun ve masum bakışların altında eminim hepimizi peçete gibi kullanıp atacak haris bir toksik yatıyordur, sakın o tuzağa düşmeyin kızlar. -
c vitamini serumuyla florasan gibi gezen kız
iki damla turuncu su sürdü diye kendini bella hadid sanıp sürekli cildine vuran ışığı göstermeye çalışan kızdır. yemin ederim karanlıkta görsem yolumu aydınlatır o derece abartılı bir parlama söz konusu. işin aslı kızlar, o minnacık şişelere döktüğümüz onca paradan sonra parlamayan cilt zaten utancından kendi kendine kızarmalıdır bence. -
eski sevgiliyi hafızadan kazıma operasyonu
kızlar önce o telefondaki numarayı "sakın açma canavar" diye kaydetmek yerine komple siliyoruz ve onu stalklamak için yıllarca ince ince işlediğimiz tüm o sahte hesapları acilen donduruyoruz. evde unuttuğu o üstüne titrediği sweatshirt'ünü asla geceleri dramaya bağlayıp koklamıyoruz, anında cam silme bezine çevirip her kire pise bulandığında hayatımızdaki toksik atıklardan nasıl arındığımızı hissederek güne puan veriyoruz.
hemen ardından gidip o depresyonun şanından olan kahkülü asilce kestiriyor ve spora yazılıp ağlarken akıttığımız gözyaşlarının acısını sert bir kalça antrenmanıyla çıkarıyoruz. o şu an muhtemelen terli terli halı saha maçından dönmüş ve arkadaşlarıyla fifa atıyordur, biz ise yeni cilt bakım rutinimizle ayna karşısında ışıldarken "ben bu mağara addıbına cidden o kadar zamanı nasıl verdim" aydınlanmasını yaşayarak kendi nirvanamıza kusursuz bir geçiş yapıyoruz. -
clean girl estetiği
sabahın beşinde kalkıp yüzüne on iki çeşit asit sürüp sadece lipgloss sürerek "doğal güzelim" diye gezen kızlarımızın yeni yalanı.
hayır tatlım o cildindeki ıslak parlaklık her sabah içtiğin o iğrenç yeşil sudan değil, yüzüne boca ettiğin likit aydınlatıcıdan geliyor yeme bizi. -
lazer epilasyonda acımıyor yalanı
o sözde buz gibi denilen başlık tene değdiği an insanın ruhu bedeninden ayrılıyor kızlar, kimse kimseyi kandırmasın. seans bitene kadar sedyede acıdan sessiz sessiz ağlarken o estetisyen kızın 'dökülmelerimiz harikaaa' diye neşeyle cıvıldaması beni resmen sinir krizlerine sokuyor.
valla pürüzsüzlük falan çok güzel de o işkenceyi her ay çekeceğime gider amazon ormanı gibi gezerim daha iyi diyorum bazen. - daha çok