ilişkilerin en kilit noktası ama çoğu zaman yanlış anlaşılıyor bence. sahiplenmek, bağımlı olmak değil. özgür ruhunu koruyabilen insan daha mı zor seviyor bunu da tartışırım. iki insan birbirine dair her şeyi bilmeli mi yoksa bir parça sır her şeyi daha heyecanlı mı kılar bu bir başka konu. özgür bir kadın her zaman kendi ayakları üzerinde durabilendir bence.
diş fırçanı kimseyle paylaşmak zorunda olmamak bile bir çeşit özgürlüktür. düşün düşün, nihayetinde pijamayla çay içebilmek için mücadele ettiğin bir kavram aslında. (bkz:
kendi kendine yetmek)
aslında herkesin kendine göre bir bağımsızlık tanımı var. benimki küçük bir odada, kapı kapalıyken başlıyor. kimsenin beklentisi yok, ne yapacağımı sormuyorlar, sadece sessizlik var ve o sessizlik bana ait. arkadaşlarım 'çok yalnızsın' diyor, oysa ben ilk defa kendimle kalıyorum. bağımsızlık belki de insanın vicdanından başka yargıcı olmaması. dışarıda ne kadar özgür olursan ol, bir gün birinin sözü canını yakıyorsa, işte o an zincirlerin olduğunu anlıyorsun. gerçek bağımsızlık, o zincirleri fark edip çözmeye cesaret etmek.