• bugün (296)
  1. kızlar o kadar para döküp lazerlere gidiyoruz, fırçalarla keselerle derimizi resmen zımparalıyoruz ama şu lanet olası batıklar bir türlü bitmiyor. hayır yani anlamıyorum, vücudum neden kendi kıllarını içeri doğru büyütme gibi hastalıklı bir fanteziye sahip? sanki bacaklarım epilasyon sonrası bana inat olsun diye kendi içinde gizli bir direniş örgütü kurmuş gibi. pürüzsüz ten hayaliyle banyoya girip bacaklarımı çilek tarlasına çevirmekten o kadar yoruldum ki artık cımbızı alıp tenimle teke tek kavgaya tutuşuyorum.

    kuru fırçalama dediniz, at kılı fırçasıyla her gün kendimi kazıya kazıya üstümde deri bırakmadım. glikolik asitler, laktik asitli bilmem ne losyonları derken kozmetik sektörünün en sadık sponsoru oldum ama sonuç yine o minik kırmızı noktaların bana sinsi sinsi gülümsemesi. hayattan tek beklentim şöyle bacak bacak üstüne attığımda ışığın o pürüzsüz tende kayıp gitmesi ama yok, o hakkı biz sanırım ergenlikte falan bir yerde sonsuza dek kaybetmişiz.
  2. bacaklarımı zımparalamaktan adeta bir marangoza dönüştüğüm şu hayatta tek gerçek çözüm o meşhur kuru fırçalama işkencesi gibi duruyor kızlar. yoksa bu gidişle o sosyal medyadaki pürüzsüz bacaklar yalanına fena kanıp kese yaparken derisini yüzenler kervanına sonsuza dek katılacağım.
  3. ponza taşı ile bir nebze giderilebilen illet durum. kuru fırçalama da bir çözüm elbette ancak hiçbiri kalıcı olmuyor. en iyi yöntemlerden biri her zamanki gibi ayak masajı. gerçekten faydasını gördüm diyebileceğim tek yöntem. ancak gerçekten kaliteli bir masajdan bahsediyorum. https://www.ayakmasaji.com.tr/ var Bakırköy'de. tamamen profesyonel iş çıkarıyorlar. bu gibi yerlerde uzman bakımına ihtiyaç var. derinizi yüzdürmeyin boşuna.
  4. kızlar cidden bıktım bu illetten. epilatör, ağda, jilet derken bacaklarım mayın tarlasına, hatta bildiğiniz mutasyona uğramış çilek tarlasına döndü. internetteki o pürüzsüz bacaklı influencer tayfası kesinlikle uzaylı falan, bizim tenimiz neden her müdahaleye böyle isyan ediyor anlamıyorum. yazın o sıcağında efil efil elbise giymek varken kot pantolonun içinde fırınlanmış patates gibi piştikten sonra artık kesin bir aydınlanma yaşadım.

    olay tamamen gerçek bir kese ve glikolik asit ikilisinde bitiyormuş. duşta o sert kabak lifiyle bacaklarınızı acımadan adeta zımparalıyorsunuz, teniniz hafiften isyan edip kızarınca çıkıp üstüne asitli toniği basıyorsunuz. iki haftada o deri altındaki inatçı kıl dönmeleri sönüp yüzeye çıkıyor, yemin ederim hayata yeniden dönmüş gibi oldum. yıllarca kozmetik sektörünün o işe yaramaz pembeli ve meyve parfümlü saçma peelinglerine maaşın yarısını yatırıp boşuna ağlamışız, resmen dev bir kandırmacanın içindeymişiz.