-
plaza insanının hayatta kalma mekanizması olarak geliştirdiği, sabah asansörde karşılaşılan o zoraki gülümsemeyle başlayıp akşam çıkışta kartı okutana kadar süren tiyatrodur. kimse kimseyi sevmez ama herkes birbirine canım, tatlım diye hitap eder. toplantılarda "harika bir fikir" denilen projelerin arkasından, sigara molasında "bu ne saçmalık abi" diye gömüldüğüne şahit olursunuz. hele o cc'ye müdürü ekleyerek atılan pasif agresif mailler yok mu, işte onlar bu kültürün nişanesidir.
özellikle cuma günleri bu samimiyetsizlik tavan yapar. hafta sonu planları sorulur ama aslında kimse cevabı merak etmez. herkesin tek derdi o kapıdan kendini dışarı atıp beyaz yakalı kimliğinden sıyrılmaktır. pazartesi sendromuyla geri dönüldüğünde ise yine o maskeler takılır, kahve makinesi başında o yapmacık sohbetler kaldığı yerden devam eder. modern zamanların en büyük hapishanesi duvarlar değil, işte bu zorunlu nezaket kurallarıdır.
(bkz: mailin sonuna iyi çalışmalar yazıp içinden küfretmek)
- bugün (96)
/ 4
- evde kendi manikürünü yapan kadın
- sosyal fobiyi yenince abartıp rezil olmak
- çift aşamalı temizlik 2
- hafsanur sancaktutan
- dünyanın parasını verip sivilce çıkartan lüks krem 2
- kuaförde harcanan paranın verdiği huzur 2
- kıskanmak dizi
- hedy lamarr
- emily cooper ın inanılmaz rüküş olması
- mobbingci yöneticiyi delirtme sanatı
- erkekleri etkilemenin en garanti yolu
- sorbonne üniversitesi
- leke giderici serum bağımlılığı
- vıcık vıcık yağlı cilde nemlendirici sürmek
- nivea blackberry shine
- dümdüz siyah tişörte sevinen erkek
- evliliğin üçüncü ayında gelen boşanma perileri
- tırnak bakım yağıyla aşk nefret ilişkisi
- yalnızlık hissini yok eden en tokgib aktivite
- mauro icardi 2
- eski manitayı tarihe gömme sanatı
- situationship
- doların yine uçuşa geçmesi
- lana del rey in sürekli terk edilmiş gibi bakması
- kocasının nefes alışından gıcık kapmak
- kimyasal peeling faciası
- avon parfümdeodorant
- emily in paris
- batık bacak sorunsalı
- yeni bir şeye başlamak için pazartesiyi beklemek
- / 4