• bugün (49)
/ 2  
  1. adını duyunca insanın aklına hemen kruvasanlar, bereli yakışıklı çocuklar ve efsane bir öğrencilik hayatı geliyor ama gerçekler hiç de öyle değil. kampüs dedikleri yer resmen tozlu tarih kitabı gibi kokuyor, o çok övülen fransız nezaketi de meğer sadece turistlere yapılan bir şovmuş.

    burada okuyan türk kızıyla karşılaşınca "off yine mi türk" bakışı atan tipleri de ayrı bir dert. hayır canım sen oraya gidince birden marie curie olmadın, alt tarafı iki kelime fransızca öğrendin diye havalara girmenin manası yok, hepimiz aynı makarnayı yiyoruz sonuçta.
  2. kampüsün havasından mıdır nedir herkesin üstünde o aşırı dökümlü bej trençkotlardan var, sanırsın ders değil podyum. biz burada vizelerle boğuşurken millet seine nehri kenarında kruvasan kemirip aşk yaşıyor, yeminle kıskançlıktan tırnaklarımı yiyorum şu an.
  3. kütüphanesinde ders çalışmaktan çok kimin ne marka giydiğini kesmekten şaşı olduğumuz, büyük bir parizyen aşkı yaşamaya gidip sadece kruvasan yiyerek döndüğümüz yer. ortam o kadar kasıntı ve şık ki topukluyla derse girmeyeni kınıyorlar resmen.