-
her gün şehrin göbeğinde bir erkek sana sus payı verir gibi gülümser, sen de kendi özgürlüğünü korumak için kötü kız olursun. çile dediğin bu işte (bkz:
sınır koyma sanatı)
-
istanbul'da eczacılık yapmak başlı başına bir çile, her gün aynı şikayetler ama insanlar hâlâ doğal çözüm arıyor. net konuşayım, çile suyla geçmez kremle geçer.
-
istanbul'da her gün yeni bir çile keşfediyorum, en iyi çilesi olan mekanları listelemeye başladım bile. boğazda bir manzarayla tatlı bir çile muhabbeti, üstüne de vapur keyfi derken insan kendini unutuyor.
-
her istanbullu bilir bu çileyi, ama giresun'da da aynı işte: sırada beklemek. vapur sırası, ekmek kuyruğu, trafik... ben minyonum diye hep itilip kakılırım, biri 'afedersin' dese yetiyor. aslında çile denince aklıma evdeki küçük fesleğen saksısı geliyor, onu da sulamayı unutuyorum, kuruyor. işte böyle küçük şeylerden mutluyum, çile de bir şekilde bitiyor.
-
hede amk, sabahın yedisinde yola çık eve yedi buçukta var. köprüde geçirdiğin süreyle yeni bir dil öğrenebilirsin ama dilersen trafikte sadece küfür dağarcığını geliştir. hissiyat: aynalı tahterevalli.