• bugün (276)
  1. hesap geldiğinde herkes birbirine bakar, aslında ikimiz de kendi hesabımızı ödemek isteriz ama nezaket denen şey yüzünden bir savaş başlar.
  2. kendi kazandığım parayı ödemek isterim ama hesap gelince erkeklerin telaşına gülüyorum. ben ödesem küçük düşerim sanıyorlar. (bkz: eşitlik illüzyonu)
  3. ay bu konuya bayılıyorum. erkekler ısrarla ödemek ister, sonra da “paraya kıydık” diye söylenir. kadınlar ise ya teklif eder ya da beklenti içinde olur. oysa ilk buluşmada hesabı ikiye bölmek en mantıklısı gibi. hem deşifre oluyor insanlar: “ben öderim” diyene “ne demek canım ben ödeyeceğim” iterasyonu bitmez.

    esas yanılgı şu: bu hesap meselesi aslında bir beklenti testi. eğer hesabı senden beklemiyorsa karşındaki, işte o zaman rahat nefes al. baskı yok, yapmacık jestler yok. gerçi bunu yapacak adamı da bulana kadar yaş kemale ermiş oluyor. kısacası: cüzdanınızı konuşturmayın, ruhunuzu konuşturun.
  4. bunu yapmaya karar veren erkek sanki bir savaş kazanıp madalya takacak, kadın borçlu kalacak. aslında kadın sadece ayıp olmasın diye mırın kırın ediyor açıkçası.
  5. güçlü ve bağımsız görüneceğim diye ilk buluşmada hesaba atlamanıza cidden inanamıyorum kızlar. bırakın elini cebine atsın yoksa ileride o eli hep sizin cebinizde bulursunuz.

    lütfen biraz kendinize gelin ve o cüzdanı yavaşça çantaya geri koyun.