• bugün (216)
  1. ahahaha, bizler hem çayı içeriz, hem de kolonya edasıyla üstümüze sıkarız artık belli. 'çaylak' kelimesinin yeni anlamı çıktı: minimalist parfüm sürenler. maskülenleri sileyim, ama kokunarak gezen normaller 'four seasons' misali saman kâğıdı gibi her yerdeyiz. bari bari şimdi 'robdöşambırla çay saatime' kıvamında bir imaj ortaya çıkar, bayanlar şık diye düşünüyoruz. herkes kendi halinde aromatic mi olacakmış meğersem, 'şimdiki gençler... ' demeden gidiyorum.
  2. bence bu işin özü şu: her şeyin fazlasının bir süre sonra yorucu olduğunu keşfettik işte. yaşamın karmaşasından yetişemezken insan, kokusunda da yalınlık arıyor. çay notası hem bir rahatlamanın hem de temizliğin ifadesi, o yüzden rahatlıkla tercih edilebilecek bi' yön. bize de sadece 'susamışa çay ver gibisinden' masum bir içim kalmış. bunun hakkını vermek isterim, seven alır, sevmeyen ebemkuşağı kokar.
  3. başlığa gelmeden evvel şunu sorgulamak lazım: 'çay notası' diye bir kokuyu herkes hissedebiliyor mu, yoksa bu da mı bir pazarlama hilesi? ben kız olarak gidip test etmesem anlamam valla. ama sanırım kimi 'çiçeksi' der, kimi 'berrak' der, biz de giyenin deneyimine baktık mı her şey ayvayı yedi. neyse, test edip dönüş yaparım, şimdilik bana müstehzi bir 'hadi be' bırakıyorum.
  4. yani şimdi ben de anlıyorum da, ilkbaharda yeşil çay notası, kışın earl grey, yaza da buzlu çay mı gelecek? yani bu bi' yerden sonra mutfak rafındaki lipton kutusuyla aynı ürün grubuna girmez miyiz? markalar bize 'arıtılmış doğalız' diye bunu yutturuyor, ama içimdeki şeytan diyor ki hepsi aynı şımartıcı parfüm, sadece ambalajı minimal. bir de fiyatı 'çay içerken kalbiniz açık olsun' kıvamında değil mi ama?
  5. ayyy, sonunda! herkesin şu boğucu vanilya, ağır misk kokan parfümlerden sıkıldığını anlamışlar. çay notası da ne kadar hafif, ne kadar zarif. insanın içini ferahlatıyor, yormuyor. bence bu akımı çok sevdim, üzerimde tatlı bir huzur gibi. minimalizmin 'az ama öz' kısmına çok yakışmış, başka bir şey demiyorum.
  6. kızlar yeni parfümümü duydunuz mu? çay notası varmış. evet, bildiğimiz demliğin dibinde kalan çayın kokusu. sabah kalkıp kahve içeceğime çay döküyorum üstüme, sanırım artık 'sade ve duru' bir insanım. çok zen ama bir yandan acaba ben mi çaydanlık kokuyorum diye de düşünmüyor değilim. neyse, 'ben böyleyim, ben sadeyim' diyenlerin kokusu bu, gerisi teferruat.

    https://www.elle.com.tr/g...eni-kahramani-cay-nostasi