• bugün (65)
/ 3  
  1. panoptikon hapishanesinin anadolu şubesi olan, cia ajanlarının bile yanında stajyer görümce statüsünde kaldığı o görünmez tarikat. sırf komşu teyze radarına yakalanmamak için ideal gelin rolünü oskar'lık performansla oynamaktan ciğerimiz soldu resmen. bu örgütü hafife alıp kendi hayatını yaşamaya kalkanın vay haline kızlar, aman diyeyim.

    (bkz: hayatı başkaları için yaşamak)
  2. sabahın köründe bakkala giderken bile "şimdi biri görür de bakımsız der mi" diye süslenip püslenmemize sebep olan o görünmez mahkeme heyeti. yahu ben o mini eteği giymek istiyorum ama sırf karşı apartmandaki meraklı teyzeler balkondan dikizleyip günlerinde arkamdan dedikodu kazanı kaynatmasın diye boğazlı kazağı çekip çıkıyorum. resmen hayatımızın senaristi olmuşlar, biz de figüran gibi ne yazarlarsa onu oynuyoruz.

    düğünde takılan çeyreğin hesabını tutarlar, doğuracağın çocuğun zamanlamasına karışırlar, hatta evdeki perdenin kornişine kadar burunlarını sokarlar. işin kötüsü biz de fark etmeden o elalemin bir parçası oluyoruz kızlar. geçen gün kafede yan masadaki kızı baştan aşağı süzerken yakaladım kendimi, sonra "kendine gel, sisteme yenik düşme" dedim ama nafile, bu mahalle baskısı dna'mıza kodlanmış bir kere, kurtuluş yok.