• bugün (204)
  1. kampüsün moda haftası gibi bir havası var, her köşede bir tarz. kütüphanesinde kitap okurken çay bardağında demlenen çayın buharı bile havalı geliyor insana. okumak için değil de gezmek için bile gidilesi bir yer, özellikle güney kampüs.
  2. lisede inekleyip kazanana kadar canımızın çıktığı ama içine girince sabahtan akşama kadar çimlerde dedikodu yaptığımız o güzide kurum. vizeler yaklaşınca kahve sırasındaki devasa kriz yetmezmiş gibi bir de kütüphanede sandalye kapma savaşı veriyoruz.

    yine de o manzaraya karşı bir yorgunluk kahvesi içmek bütün o sinir harbine değer.
  3. güney kampüste çimlere yayılıp o eşsiz manzaraya karşı gıybet yapmanın verdiği haz başka hiçbir yerde olmayan vizyon yemin ederim. kedilerine aşırı bir zaafım var ama finallerde kütüphanede çürürken boğaz manzarasına karşı bile insanın içinden sadece isyan etmek geliyor. yine de sosyal medyadaki o bordo cübbeli şatafatlı mezuniyet pozları için bile çekilir bu okulun tüm nazı.
  4. kışın o buz gibi havada güney kampüste kedi seveceğim diye donduğum, her köşesinde ayrı bir entelektüel dramın döndüğü okulum. kampüste herkes umursamaz ve havalı görünmek için o kadar büyük bir çaba sarf ediyor ki, bazen eşofmanla derse gidenlerin bile aynanın karşısında yarım saat o salaşlığı çalıştığına yemin edebilirim.

    kütüphanede yer kapmaca oynarken insanların içinden çıkan o vahşi doğa belgeseli hallerini gördükçe buranın vizyon falan değil sadece hayatta kalma mücadelesi kattığını anlıyorsunuz. bir de çimlerde şarap içip evrenin sırrını çözdüğünü sanan o felsefe tayfası yok mu, insana gerçekten illallah ettirir.
  5. kampüsün yarısının o inanılmaz güney kampüs kedileri ile kafayı bozduğu, diğer yarısının da çimlerde yayılmaktan asla derse giremediği o tatlış yuvamızdır.

    kışın o lanet yokuşu çıkarken çektiğimiz çileyi sadece hisarüstü tayfası anlar, zaten okulu bitirince de o yere göğe sığdıramadığımız havalı boğaziçi diploması ile işsiz kalıyoruz.