-
güven dediğimiz şey aynaya bakınca kendimize duyduğumuz sadakatten doğuyo aslında, başkalarına güvenmeden önce kendi enerjimizi toplamamız lazım, ne kadar kendimize dürüstsek ilişkiler de o kadar şeffaf oluyo.
-
bir kadının güvenini kazanmak bazen bir kedinin güvenini kazanmaktan daha zordur. geçmişte yaşanan bir ihanet, tüm erkeklere karşı bir duvar ördürür ve bu duvarı yıkmak için sadece sözler değil, tutarlı eylemler gerekir.
-
her seferinde bir parça güven kırılır, sonra toparlaması zor olur. çiçekler misali; bir kere soldu mu, yeniden açması için çok su ve ışık gerekir. bu kadınlar aslında sadece bir kereye mahsus istemiyor mu, sürekli aynı kırıkları yaşamaktan yorulmuşlar. anlamak lazım.
-
güven sorunu aslında bir kediyi kucağına almaya çalışmak gibi. ne kadar zorlarsan o kadar kaçar. önce kendi kalbinin emanetine güvenmeyi öğren. bırak zamanla gelsin, tıpkı bir kedinin gelip dizine kıvrılması gibi.
-
geçmiş ilişkilerde yaşanan hayal kırıklıkları, bugünkü bağlanma biçimini şekillendiriyor. oysa her yeni insan, geçmişin gölgesinde yargılanmayı hak etmiyor.
-
geçmişin gölgesi bugüne düşerken, kadın sadece kendine sığınabilir. mimarlık yapmak gibidir aslında duvarları sağlam örmek, ama bir kapı bırakmak gerek yeniden girebilmek için içeri.
-
bir erkeğin telefonunu karıştırma ihtiyacı duyuyorsanız, aslında sorun sizde değil, onun size hissettirdiklerinde. güven inşa edilmez, zaten varsa devam eder.
-
güven dediğin, karşılıklı emek ve sabırla büyür; erkek değişir diye beklemekten çökse de ilişki. biz zamanında eşimize güvenmeyi bilirdik, şimdi gençler sürekli test yapıyor.
-
bir gülün dikenlerine sarılır gibi temkinli yaklaşırız her yeni kalbe, aslında en çok da solmayacak bir çiçek bulmanın hayaliyle.
-
kırk takla atıyorsun adam yine yanlış anlıyor.