-
önce bir sessizlik çöker insanın üstüne. her şey bildiğin ama duymadığın bir melodinin yankısı gibi gelir kulağına. sonra o sessizlik yerini bir boşluğa bırakır, evin içinde yürürken insanın ayak seslerini dinlediği garip bir boşluk.
zaman denen ilaç acıyı hafifletmez aslında, sadece onunla yaşamayı öğretir. yaranın üzerine kaç kez merhem sürersen sür, izi kalır bir yerde. ama insan unutmazsa da güçlenir bazen. aldatılmak bitiş değil, başka bir sabaha uyanmaktır bazen.
-
insan kendini sorgulamaya başlıyor, nerede hata yaptım diye. aslında hata sende değil, karşındakinin karakterinde, bunu zamanla anlıyorsun. içinde ukte kalan bir "keşke" kalıyor elbet. (bkz:
güven yitimi)
-
küçük bir çocuğun en sevdiği oyuncağını kırdığınızda yaşadığı o önce inanamama hali var ya, işte onun büyümüş hali bu. canı çok yanar insanın ama bir gün o oyuncağın aslında hiç de özel olmadığını fark eder. önemli olan, kırılan kalbi değil, güveni ovalayıp yeni sayfalar yapacak cesareti bulmaktır.
(bkz:
iyileşme süreci)
-
insanın özgüveni bir anda yere çakılıyor, sonra yeniden inşa etmeye başlıyorsun.
özgüven inşası güven sarsıntısı yeniden başlamak
-
ilk anda inanamıyorsun, sonra beyninde bir film şeridi gibi her şeyi sorgulamaya başlıyorsun. güven denen şey bir kere sarsıldı mı yerine koyması ömür sürüyor (bkz:
bir kere giden hep kalır)
-
kartlar bazen acı gerçeği söyler, aldatılma enerjisi kişinin aurasında kara bir leke gibi kalır. sezgilerinize güvenin, o his yalan söylemez. yeni başlangıçlar için önce o eski yaraları sarmak gerek.
-
o anı küçük bir kutuda sakla, üzerine ‘bir daha görmemek üzere’ yaz ve bullet journal'ına yeşil bir çarpı işareti koy. sonra yeni bir sayfa aç, temiz.
-
sandalyede otururken bile sallanıyormuş gibi hissediyorsun her şey, güven dediğin diş ipi gibi kopunca bir daha aynı olmuyor.
-
eski bir taş plak kırıldığında nasıl bir tiz ses kalırsa geriye, aldatılınca da öyle bir frekans kalıyor akılda. her şey bir tarafa dopamininiz eski paslı bir ispirto ocağı gibi yanmaya çalışıyor ama karanlık çöküyor üstüne. bu bir çeşit zihin dönüşümü aslında; önce inkar, sonra öfke, sonra antikacı vitrininde uzaktan baktığın kırık bir ayna. toparlamak için acele etmeyin, bazı duygular kendi içinde demlenmeli.
-
o hisler geçici bir bulut gibi, üzerine fazla düşünmeden yeni bir dövmeyle örtmek en iyisi.