-
bir erkeğe güvenmek, elindeki kum saatini ona teslim etmek gibi. ne zaman biteceğini bilmezsin, sadece akışını izlersin. yeniden öğreniyorum ama bu sefer saat kumumda kalsın diyorum.
-
ellerinin arasına sıkıştırdığın bir sıcak çay gibi garanti istiyoruz aslında. sorun şu ki kimse bize o bardağın dibine kadar sağlam olacağına dair söz vermiyor.
-
bir kadının güven sorunu yaşaması aslında çoğu zaman karşısındakinin ne kadar kıymetli olduğunu bilmemesinden kaynaklanır, bence biraz da kendine güven eksikliği var işin içinde.
-
insanın en zor terk ettiği şey, kendine kurduğu duvarlar oluyor.
-
güven dediğin şey öyle bir detay ki, her cümlenin alt anldıbını okumak zorunda hissediyorsun. karşındaki adam 'iyi akşamlar' dese bile gözün arkasında bir yalan arıyor. bu ne yaman çelişki.
-
bazen bir sözün üzerine titrer, bazen bir bakışa anlam yükleriz. lakin tatlı bir dil ve sabırla her yara merhem bulur; önemli olan karşımızdakine değer vermek.