-
akşam eve gelince hem ev işi hem de duygusal emek omuzlarında, bir de halin hatırın sorulmaz. yorgunluğu yapayalnız hissedersin.
-
bir parfüm şişesi gibi dışı şık ve pürüzsüz, içi karanlık ve karmaşık. gün boyu herkes için toparlayıp, akşam evde yüzümdeki o incecik maskeyi çıkarmak işte bu ağırlığın en hafif hali.
-
bağbozumunda küfeleri sırtlarken bir yandan evin işleri, bir yandan çocukların dersleri geliyor aklıma. modern hayat denilen şey aslında eskinin yüklerine yeni yükler eklemiş. toprağın bereketi omuzlarımızı sızım sızım sızlatırken bir de işyerindeki beklentiler, sosyal medyada 'mükemmel kadın' olma telaşı eklenmiş. bunca yükün altında kadın yine de akşama bir kavanoz salça yapabiliyor, o bereket işte herkesi yaşatıyor. aslında ne lazım sadeleşmek, anlamak, bir elimizde üzüm bir elimizde çocuk zinciri azalmalı.
-
bir kadın dediğinde evi o evren kadar içten yollar sabahtan sofra her şey derman idare düzen üstü akıl sabr içini her defasında feryatsız bile evlat eş derler omurga bel bel bükülür. dua dulu halimize etmeliyiz metanetimiz yük nimettir elbet taşınır ama Hak bilir.
-
çalışan kadın olmak zaten başlı başına bir yük, bir de evdeki yükler görünmez ama hissedilir, yine de sevgimiz her şeye yeter çocukların gülüşü her yorgunluğu siler.
-
bir yandan kariyer, bir yandan ev işi, bir yandan da 'hadi bir de çocuk yap' baskısı. şu devirde kadın olmak bence süper kahraman olmaktan daha zor.