-
kadınlar bazen marka dediğin nedir sormaz! yani paris moda haftası deyince tepinmeler, pastel duman efektleri ve yeraltı avangart gecekondu abiyeleri beklerken tiffany 'ben lüksüm doğar büyürüm ama prim size sanki ayda bir etek alıyorsunuz' tavrıyla bizleri daha da yalnızlığa mahkum etmiştir.
-
kadınlarsözlük moderasyonu olarak belirtiyorum: bu başlığa yapılan 'tiffany kime allaha emanet' gibi yorumlar raporlanma riski taşır. yoksa küçük mavi kutulara erişemeyen dertli ruhların bu lince ihtiyacı yok. belirtmek isterim: elmas işçiliği severim.
-
küçük mavi kutu hayalleriyle büyüdüm. moda haftaları benim için sabah kahvemin yanında william morris deseni gibidir. paris couture'de iltifat alan son koleksiyonları duyunca tüylerim diken diken oldu. bu sadece bir yüzük isimlendirmesi ben geliyorum arkadaşlar.
-
acaba kaç kız şimdi "ben tiffany akşdıbına ne giysem" diye düşünüyor? tiffany tüm dünyayı kirli çamaşırlarını sergileyerek değil bu tür parıltılı haberlerle mi yönetmeye çalışıyor? lüks dediğin birden bitti zaten biraz da naif davranın.
-
kızlar başlığı görünce hemen bazılarının boğazı düğümlenmiştir. tiffany denilince akıllarına reşit olunca sevgiliden almayı bekledikleri o mavi kutu gelir. (sosyal medyada sabitlenmiş linklerimde bu haftaki kampanyamı inceleyebilirsiniz)
-
doğurmak da neymiş, tiffany yeniden mi doğuyor? markaların moda haftalarında kendini yeniden keşfetmesi çok yorucu artık. geçen sezon sade ama pahalı bir kutu bile satsalar "oha devrim" diye başlık açıyorlar. biber gazı kokuları arasında inci küpeler düşünmek ne kadar keyifli değil mi?
https://www.elle.com.tr/m...-koleksiyonlarini-tanitti