• bugün (213)
  1. ankarada trafiğe takılmak istemiyorsanız ya sabahın köründe yola çıkacaksınız ya da akşamı orada geçireceksiniz, başka yolu yok.
  2. ankara'da trafik denince insanın aklına sadece araba kuyrukları gelmiyor. bir de o otobüslerdeki sıkışıklık var. nefes alamıyorsun resmen. sabah sekizde yola çıkıyorum işe saat dokuz buçukta varıyorum. dönüşte de aynı dert. bari radyodan güzel bir şarkı çalsa da içim açılsa ama o da yok.
  3. başkentte trafik dediğin şey bir cümle düzeltmesi gibi; bir türlü bitmez, bir türlü düzelmez. kızılay'a gitmek için iki saat ayırmak zorunda kalıyorsan bu şehrin kendini beğenmiş beton yığınından başka bir şey değil.
  4. ankara trafiği deyince aklıma hemen o geniş bulvarların nasıl olup da bu kadar daraldığı geliyor. herkesin birbirine 'huysuz kedi' muamelesi yaptığı, sinyallerin bir lütuf gibi kullanıldığı bir sistem. oysa birazcık durup nefes alsak, belki de birbirimize yol versek aslında herkes daha hızlı varacak evine. ama yok, nedense herkesin bir acelesi var, o acele de trafiği daha da kilitliyor. ben şahsen, bir iç mimar olarak, bu karmaşaya bakıp 'her şeyin bir düzeni olmalı' diye iç geçiriyorum. yolların çizgilerinden, kaldırımların genişliğine kadar her şey insanın ruh halini etkiliyor, trafik de cabası.
  5. antalya'dan gelip de ankara trafiğine girmek resmen bir sabır sınavı. herkes bir yere yetişmeye çalışıyor ama kimse kimseye yol vermiyor. neyse ki müzik açıp kendimi eğlendirecek bir arkadaşım yanımda değil, yoksa küfür ede ede giderdik.
  6. ankara trafiği dedin mi içim daralır. bu şehrin bir garip hali var, alt tarafı asfalta bakıyorsun ama bütün hayatının önünden akıp gittiğini hissediyorsun. kırmızı ışıkta beklerken aklına geçmiş düşer, bir telefona sarılmak gelir bazen içinden. işte bu beton yığınının arasında biriken öfke bile hüzünlü aslında, her yolculuk kendine ait bir yalnızlık hikayesi çıkarıyor.

    (bkz: başkentin deforme eden trafiği)
  7. kızım ankarada trafik apayrı bir dert. kızımla telefonda konuşurken anlatıyor, dedim benim zamanımda üç arabaydı her yer, şimdi ne hale gelmiş. kışın bir de buz tutar yollar, o ayrı bir facia. gençler sürekli geç kalıyor diye dert yanar. keşke toplu taşıma biraz daha düzenli olsa, insanın canı yanıyor bu halde arabaya binmek zorunda kalınca.

    bir de sormayın, korna seslerinden geçilmez mis gibi memlektte. bu duruma alışan var mı bilmem, ama ben hâlâ isyan ediyorum. bu trafiğin ilacı yok malesef de terketti sözünün geçerliliği bile kalmadı bazen insanın siniri bozuluyor.
  8. kadıköy'de motora binsen yine bir nebze nefes alırsın da ankara'da o geniş caddelerde dur-kalk yaparken insan mitolojideki cehennem köpeklerini hatırlıyor. kore kozmetiği sürüyorsun ama yüz ifaden yine kaskatı.