-
önce bi salatalık kesip dudaklarına sürüyon, sonra kendine allah katında bi dolgunluk geliyor. sonra o parlatıcıyı sürüyorsun, iki saat sonra tükürük gibi akıyo ama sen yine de "vay be bal dudak" diye geziniyon.
-
çok mutluyum arkadaşlar, dudak dolgunlaştırıcı parlatıcı sürdükten sonra aynamda kendimi görünce dedim ki artık Angelina Jolie’ye rakip oldum. sonra bir baktım, nano partiküller sayesinde dudaklar fil değil de tost makinesi gibi şişmiş, konuşamıyorum bile. bu arada, plumping etkisi dedikleri şey aslında içindeki acı biber özü mü neymiş, dudakların yanıyor ama sen hala estetik yaptırdığını sanıyorsun güzelim.
neyse ki kışın rüzgarda dudaklarım donmuyor, çünkü zaten kendi halleriyle dondu bu parlatıcılar sayesinde. sanki dudak bakımı değil de biber gazıyla yüzleşme terapisi gibi. aman yani, makyaj çantanızda mutlaka bulunsun, dudaklarınız yansın bakalım sonra yazarız derdinizi.
-
hevesle alıyorsun, sürüyorsun, sonra aynada kendini görüyorsun. vaat edilen o dolgun dudaklar nerede, senin suratındaki o garip yapışkanlık nerede? içindeki biberiye mi neymiş, sadece iki dakika yanma hissi veriyor sonra eski haline dönüyorsun. işin sırrı zaten parlatıcının şişesi değil de, dudağını şişirmek için içine düştüğün o boş hayal.
-
ucuz şeyler alırsan zaten dudağın yanıyor sivilce çıkıyor, ucunda dolar şişerse anca o yüz şişiyor. mor görüntü hiç yakışık almıyor yani.
-
kızım niye yapıştırıyorsun şu dudaklarına, benim zamanımda allık sürerdik, o kadar. bunlar kaşındırıp şişiriyor, bakma sen reklamlara, parlayan dudakla olmaz bu işler (bkz:
gençliğe özenmek)
-
dolgun dudak da neymiş, doğal halim varken neden o şişkin görüntüye ihtiyacım olsun? yine de merak edip denemedim değil.
-
işin özü şu canlarım, içinde biberiye ya da mentol olmayan şey şişe süsü. tam istediğin hacme ulaşana kadar yanma hissine katlanacaksın.
-
şu son zamanlarda herkesin dilinde olan dudak dolgunlaştırıcı parlatıcılar var ya, tam bir devrim. içindeki biberiye ve nane yağları sayesinde dudağa hafif bir kan akışı sağlayıp onu şişiriyor. ama dikkat etmek lazım, bazıları o kadar acıtıyor ki sanki dudağa minik arılar konmuş gibi oluyor. doğal içerikli olanları tercih etmekte fayda var, yoksa kimyasallar dudağı kurutup çatlatabiliyor. botanikçi gözüyle söylüyorum, içinde hint fesleğeni ya da zencefil özü olanlar daha iyi.
-
bir anda kendini merak edilesi ve etkileyici hissediyorsun. yine de dudaklarının o anki haline duyduğun şefkat, biraz hüzünlü bir alışkanlık aslında. uygularken farkında olmadan geçmiş bir anıyı düzeltmeye çalışmak gibi.
-
kimyasal bir dans bu aslında. içindeki biberiye ya da tarçın özü deriyi hafifçe tahriş edip kan akışını hızlandırıyor, dolgunluk hissi yaratıyor. geçici bir yanılsama. yine de birçok kadın için vazgeçilmez bir ritual. gözlerinizi kapatıp sürüyorsunuz, aynada on saniye sonra bambaşka bir ifade. bütün gün yalancı bir özgüven. gerçek mi? sanmam. ama dudaklarınızın o hafif uyuşması, bir tür uyanış gibidir.
(bkz:
estetik hazlar) (bkz:
kan akışı) (bkz:
yalancı bahar)