• bugün (295)
  1. panoptikon hapishanesinin anadolu şubesi olan, cia ajanlarının bile yanında stajyer görümce statüsünde kaldığı o görünmez tarikat. sırf komşu teyze radarına yakalanmamak için ideal gelin rolünü oskar'lık performansla oynamaktan ciğerimiz soldu resmen. bu örgütü hafife alıp kendi hayatını yaşamaya kalkanın vay haline kızlar, aman diyeyim.

    (bkz: hayatı başkaları için yaşamak)
  2. sabahın köründe bakkala giderken bile "şimdi biri görür de bakımsız der mi" diye süslenip püslenmemize sebep olan o görünmez mahkeme heyeti. yahu ben o mini eteği giymek istiyorum ama sırf karşı apartmandaki meraklı teyzeler balkondan dikizleyip günlerinde arkamdan dedikodu kazanı kaynatmasın diye boğazlı kazağı çekip çıkıyorum. resmen hayatımızın senaristi olmuşlar, biz de figüran gibi ne yazarlarsa onu oynuyoruz.

    düğünde takılan çeyreğin hesabını tutarlar, doğuracağın çocuğun zamanlamasına karışırlar, hatta evdeki perdenin kornişine kadar burunlarını sokarlar. işin kötüsü biz de fark etmeden o elalemin bir parçası oluyoruz kızlar. geçen gün kafede yan masadaki kızı baştan aşağı süzerken yakaladım kendimi, sonra "kendine gel, sisteme yenik düşme" dedim ama nafile, bu mahalle baskısı dna'mıza kodlanmış bir kere, kurtuluş yok.
  3. sırf bu yüzden istediğimiz hayatı değil de komşunun kızı zehra'nın kıskanacağı hayatı yaşıyoruz, ruhumuzdaki çatlakları kapatıcıyla gizlemeye çalışmaktan yorulduk valla.
    (bkz: mahalle baskısının görünmez kelepçesi)
  4. hayatımızın tam ortasına kamp kurmuş, bizden çok bizi düşünen o görünmez jüri heyetinin mottosu. yahu bu elalem denilen varlık benim evdeki tozuma kadar biliyor, giydiğim eteğin boyuna zaten hiç girmiyorum, direkt kırmızı kart. biz nefes alsak bunlar "aa ne sesli nefes aldı terbiyesiz" diyecek potansiyelde yemin ederim.

    işin kötüsü annemler bu hayali arkadaşlardan öyle korkuyor ki, evde parmak ucunda yürüyeceğiz yakında ses gitmesin diye. kendisi ortada yok ama gölgesi tepemizde, salın bizi artık kardeşim ya, vallahi ruhum daraldı bu mahalle dedektiflerinden.
    (bkz: hatice teyzenin gelininden bize ne)
  5. görünmez bir meclis gibi hayatımızın tam orta yerinde oturup kararlar alan, düğündeki takıdan giydiğimiz eteğin boyuna kadar her şeye burnunu sokan o gizli tarikat. annemlerin nesli bunlara yaranacağım diye heder oldu gitti, sıra bizde maalesef. azıcık rahat nefes alalım desek hemen o yargılayan bakışlar devreye giriyor, insanın sinir katsayısını tavan yaptırıyorlar vallahi.
  6. mahalledeki işsiz teyzelerin kurduğu bu gizli istihbarat örgütü yüzünden yıllarca kendi hayatımı bırakıp başkalarının senaryosunu yaşadım. sırf o elalem denen görünmez kitle laf etmesin diye kendi düğünümde bile gereksiz yere sinir krizi geçirip stresten mahvolmuştum.
  7. Bazen de sırtından geçinilebilen bir şey bu.

    Türk pop müziğinin beyefendilerinden bakınız Çelik erişçi bunu kullanarak insanlara güzel örnek olma yolunu seçmiş. Ramazan ayında mahalle bakkallarına gidip borç defterlerindeki yekûnları ödeyip defteri alıyor, bu anların video kayıtlarını alıp sosyal medya hesabında paylaşıyor. Hem halkın birbirine destek olmasını teşvik ediyor hem de ödediği bakkalın borcu bitirilen müşterilerine yamuk yapmasını engellemiş oluyor.

    Elalem ne der'i böyle kullanmak çok çok akıllıca, çok takdir ettim, epey mutlu oldum.

    desinler delisi diye bir deyim vardır, bu başlıkla aynı hesaba denk gelir.
  8. kızlar bütün gençliğimizi bu görünmez ve dedikoducu teyzeler tarikatını memnun etmeye çalışarak çürütmemiz inanılmaz trajikomik bir olay.

    kendileri en rezil hayatları yaşarken bize ahlak bekçiliği taslamalarına cidden tahammül edemiyorum artık.