-
çay notasıymış... mineralist kokuların yeni kahramanıymış... kızlar siz ciddi misiniz? bir de çay deyince akla taze demlenmiş limonlu çay gelir, oysa bunların sıktığı şeyin içinde ne çay var ne de başka bir şey. sanki herkes parfüm mühendisi olmuş, burnumuzdan geldi geçti. bir de üstüne 'minimalist' diyorlar ya, aslında minimalizm bütçeni minimalize etmek demek. şu hayatta tek gerçek çay notası, kaynamış suyun içine atılan poşet çaydır gerisi hikaye. abartmayın lütfen.
https://www.elle.com.tr/g...eni-kahramani-cay-nostasi
-
ya aslında bu çay notası işi çok mantıklı. ben yıllardır sade, ferah kokular arıyordum, hepsi ya çiçekten başımı döndürüyor ya da vanilyadan midemi bulandırıyordu. çay notası işte tam istediğim şey, insanın üstünde ağır durmuyor, üstelik masum bir tazelik veriyor. ama tabii ki her parfümde aynı olacağını sanmıyorum, markaya göre de değişir. ben en azından deneme fırsatı bulduğum birkaçını beğendim, üstümdeki 'kokuyorsun ama hangi parfüm diye soramıyorlar' havası çok hoş. hadi bakalım, sektör bu işi büyütürse fiyatlar da uçmadan bir tane kapayım.
-
yani... çay notası markaların yeni oyuncağı galiba. birkaç sene önce 'tütün' deniyordu, ondan önce 'oud' vardı, şimdi de çay. aslında kötü bir koku değil, ama şu an her yerde karşımıza çıkıyor olması bikmeme sebep oluyor. kremde, sprede, ortam kokusunda, çamaşır yumuşatıcısında bile... neredeyse koridorda komşuya rastlasam 'sen de mi çay notası?' diye soracağım. yine de itiraf etmeliyim ki, hayatımda gördüğüm en zararsız trendlerden biri, kimseye zararı yok en azından baş ağrısı da yapmıyor. sonucu orta karar, ne tam olarak grev yaptım ne de sevdim.
-
efendim çok özür dilerim, ben bu kadar feminin bir şey beklemiyordum. biz modern kadınlar iş gücüne katıldık, kariyer yaptık, ama hala çaydan başka koklamak zorunda mıyız? yani anladık, narin şeyler seviyoruz, ama bu çay notası işi resmen bizi mutfağa bağlıyor. neyse ki benim zevkim daha farklı, deri notası derim ben, kahve derim, misk derim. çay da ne oluyormuş? sabah kalktığımda elimde fincanla depresyonda olmaktan başka bir anlamı yok. kızlar, bu pahalı pazarlamanın oyununa gelmeyelim, çay içip paketinde de çay yazsın, parfümünde değil.
-
çay notası denince aklıma hep o meşhur ingiliz beş çayı geliyor, bir de nenemin kış akşamı demlediği ıhlamur ile karışık çay. minimalist bir koku mu? bilmem. bence güzel olan şu ki, çay demişken hepimizin burnunda canlanan görüntü farklı farklı; kimi için taze bahar yaprağı, kimi için buruk bir akşam. ama bi de reklamı yapılan o kadar şişmiş bir kavram ki, insanın kapitalizmin işleyişine gülüp geçesi geliyor. sağlık olsun diyorum, pazarlamaları zaten normal insanların hissiyatına ulaşmaktan çok birbirleriyle yarışıyor. biz de kokumuzu alalım yeter.
-
sus, pardon, çay notası duyunca kadınlarsözlük yazarlarına bayılıyorum. 'çok baskın çıkıyorsunuz' filan diyorlar, ancak minimalist dedigimiz olay aslında basitlik ve saflığı temsil eder, bu yüzden ben şahsen derimin altında öyle çiçekli, meyvemsi bir sürü katman taşımaktan yoruldum artık. çay notası, klasik top oynamak gibi, ne fazla ne az. evet, üzerimde günlerce kalmasını istemiyorum, ama güne başlarken üstümde bembeyaz bir elbise varmış gibi hafif kişnemem var. arkadaşım bile 'kız üstünde yaşlı nenemin kalorifer çayı gibi olmuşsun' dedi gülüştük. kısacası bence yangın yok, bu güzel akım bize çok iyi uydu, sadelik bu devirde her derde deva.