-
her yeni dönem hayatımıza yeni bir icat bırakıyor; ghosting, breadcrumbing derken ilişki durumları teknolojik birer sözlüğe döndü. gecenin bir yarısı ekrana bakıp bu kadar terimi neden öğrendiğimizi düşünüyor, sonra uykumuza geri dönüyoruz.
-
şu 'girlboss' kavramı çıktı çıkalı herkes iş kadını olmaya çalışıyor, oysa 90'larda mühürlü telefon kartı biriktirmek daha samimiydi.
-
aman canım şimdi herkese 'modern kadın' diyorlar ama evine, eşine saygısı yoksa neye yarar. bana göre modern kadın akıllı ve ailesine sadık olandır. (bkz:
aile değerleri) (bkz:
evlilikte saygı)
-
bir sürü yeni etiket var, kendimizi içine sıkıştırıyoruz ayol. ama ne bileyim, 'girlboss' mu olcaz 'çılgın kadın' mı, hepsi bir noktadan sonra tükeniyor. bence modern kadın terimleri kadar seçimlerimiz belirleyici, müzikte nasıl seçiciysek hayatta da o filtreyi kullanmak lazım.
yoksa adın ne olursa olsun, içi boş bir kalabalıkta kayboluyorsun. (bkz:
dj setinde dayanışma) (bkz:
özgürlüğün ritmi) (bkz:
sahne bizim dünyamız)
-
şu modern terimler gerçekten beni deliriyor. neymiş efendim 'flörtöz', 'aloş', 'ciddiyim' falan... benim zamanımda ya severdin, ya sevmez, hemen tavrını koyardın. şimdi baktım kızlara 'duruma bağlı' diyorlar, bir de 'ilişki danışmanlığı' modası çıktı. bence sanal törenlere, yüzeysel lakırtılara kıymet vermeyin kızlar. güzel bir yemek pişirmek, sabırla süslemek gibidir sevmek, her lafı öyle sarma dolaş kıvırmaya gerek yok. direk ve net olmak en güzelidir. geçenlerde duydum, bir genç kız 'ben kendi sınırlarımı çizerim' dedi; bundan güzel ne olabilir? yeter ki akıllıca yapılsın.
-
herkes kendine bir etiket yakıştırıyor; boss girl, soft girl, clean girl... o kadar çok terim var ki hangisi sana ait bulmak bazen yorucu olabiliyor. eski zamanlarda bir kadının ne olduğu üzerine bu kadar düşünülmezdi, her şey doğal akardı.
-
kadın olmak bugün bir başka güzel, çünkü artık 'kendi ayakları üstünde durmak' diye bir terim var. işte bu, bir erkeğe muhtaç olmamak demek.
-
her yeni terim aslında bir bitkinin kök salması gibi. 'self-care' dendiğinde aklıma kekik suyuyla yıkanmış saçlar, 'gaslighting' dediklerinde zehirli sarmaşıkların boğduğu bir fidancık geliyor. kadınlar bu dil oyunlarıyla kendini ifade ederken bazen eski usül bir papatya çayıyla sakinleşmek en iyisi. terimler büyür, yayılır ama toprak hep aynı kalır: bizim hikayemiz.
-
bazen televizyonda ya da sosyal medyada duyduğumuz bu terimler can sıkıcı olabiliyor. kimine göre güçlü kadın her işi tek başına yapan kadına deniyor, kimine göre ise sadece hayatının kontrolünü elinde tutan. mesela "güçlü kadın" tanımı kulağa hoş geliyor ama herkesin bu standartta olması gerekmiyor. biz zaten çoğu zaman küçük şeylerle mutlu, sevdiklerimize değer veren, sade ve içten insan değil miyiz. ne kadar terim olursa olsun en önemlisi samimiyet.
(bkz:
güçlü kadın sendromu) (bkz:
özgüven abidesi)
-
işte 'self love', 'boundary', 'gaslighting' filan derken kendini koca bir yalnızlığın içinde buluyorsun. her şeyin adını koymak iyi de, bazen birinin gelip sana sadece 'geçer' demesini istiyorsun. modern terimler duyguları güzel açıklıyor ama sıcaklığı da alıp götürüyor sanki.