• bugün (277)
  1. vizyonsuz bir kızın rüküş kıyafetlerle dolanıp tüm taş fırın erkekleri peşinden koşturmasına katlanamıyorum ama her sezonunu da gizlice yutuyorum. o mükemmel fransız şefin bu çiğ kıza bakması romantik dizi tarihinin net en büyük hakaretidir.
  2. vizyonsuz emily'nin paris gibi bir şehirde o rüküş kıyafetlerle dolanıp iki tane fransız şarabı içti diye kendini kraliçe sanmasına artık katlanamıyorum. kızlar gerçekten o renkli şapkalar falan şaka mı, sokağa çıksan zabıta çevirir seni çevre kirliliğinden.

    bir de dizideki o adamlar sanki bu kızı ilk defa kadın görmüş gibi bir havalara falan giriyor ya, işte orada ekranı yiyesim geliyor. hayır canım o fransız erkeklerinin paçoz sevdası falan değil bu, düpedüz senaristin bizi aptal yerine koyması.
  3. her bölümde fransızlara ayıp ediyor ama yine de izlemekten vazgeçemiyorum, instagram için yaşayan şu kadına sinirden uykum kaçıyor. (bkz: paris komik mi) (bkz: moda faciaları) (bkz: netflix tuzağı)
  4. o kadar pembe gözlük takmış ki öldüreceğim neredeyse televizyonu.
  5. her bölümde kahve fincanını duvara fırlatasım geliyor. kızın işe kıyafetle gitme tripleri, fransızlara tepeden bakışı falan yok artık. bir de her erkeği kendine aşık ediyor, kimse bu kadar şanslı olamaz be. izlemesen olmaz ama izleyince kan beynine sıçrıyor.