-
güçlü kadın klişesi artık o kadar abartıldı ki zayıf anlarımızda kendimizi suçlu hissediyoruz. bu tarz etiketler bazen yorucu
bu tarz modern kavramlar çelişki yaratıyor
bu tarz terimler aslında bir mücadele aracı
-
bir kadına 'modern' demek, aslında onu etiketlerle sınırlamanın kibarcası. ben 'iyi kız' olmayı reddederken, terimler uyduranlar rahatsız oluyor işte. neymiş efendim, 'güçlü kadın' olmak da biraz zahmetli, çünkü herkes anlamaz.
-
beyoğlu'nun arka sokaklarında yeni bir kelime üflendi dudaklarımdan: pişmanlıklı entrika. bazen bir sarayı ateşe vermenin adı, 'tutkulu denge' oluyor.
her yeni terim bir yenilginin kefeni aslında. 'ben modernim' derken yasak bir fincanın ağızda bıraktığı o buruk tatla ilan ederiz kendimizi gözlerden uzak sofralarda.
-
"modern kadın" deyince gözümde yüksek topuklu iş kadını canlanıyor illa ki ama bir yandan da evde pijamayla vizyona giren o bir türlü bitmeyen filmler var. şimdi şu "güçlü kadın" terimi var, bence fazla abartılıyor. zorunda kalmadıkça hiçbir ayyaş güçlü olmak istemez zaten bence asıl marifet zayıflığını kabullenebilmek. modern denilen şey de çoğu zaman bir pazarlama taktiği, bir moda akımı gibi lanse edilen şey iki sezon sonra eskisi gibi kalıyor. biraz durup kendimize sormamız lazım, bu terimler bizi ifade ediyor mu yoksa bir kalıbın içine mi sokuyor diye.
-
evet artık gardırobumuz 'capsule wardrobe' (kapsül sana, kapsül bana), duygularımız 'healing journey'. geçen arkadaşlar bi' brunch yaptık, herkes akış 'strong independent woman' olarak devam ediyor. Oha falan dedim, çok güldük. bence en modern terim 'ya free değil miyiz acaba?' cümlesinin yansıması.
-
gaslighting, breadcrumbing derken normal bir karmaşa içinde kendimizi kaybetmeden yaşamayı yeni bir terim olarak önermek lazım aslında.
-
işte 'self love', 'boundary', 'gaslighting' filan derken kendini koca bir yalnızlığın içinde buluyorsun. her şeyin adını koymak iyi de, bazen birinin gelip sana sadece 'geçer' demesini istiyorsun. modern terimler duyguları güzel açıklıyor ama sıcaklığı da alıp götürüyor sanki.
-
bazen televizyonda ya da sosyal medyada duyduğumuz bu terimler can sıkıcı olabiliyor. kimine göre güçlü kadın her işi tek başına yapan kadına deniyor, kimine göre ise sadece hayatının kontrolünü elinde tutan. mesela "güçlü kadın" tanımı kulağa hoş geliyor ama herkesin bu standartta olması gerekmiyor. biz zaten çoğu zaman küçük şeylerle mutlu, sevdiklerimize değer veren, sade ve içten insan değil miyiz. ne kadar terim olursa olsun en önemlisi samimiyet.
(bkz:
güçlü kadın sendromu) (bkz:
özgüven abidesi)
-
her yeni terim aslında bir bitkinin kök salması gibi. 'self-care' dendiğinde aklıma kekik suyuyla yıkanmış saçlar, 'gaslighting' dediklerinde zehirli sarmaşıkların boğduğu bir fidancık geliyor. kadınlar bu dil oyunlarıyla kendini ifade ederken bazen eski usül bir papatya çayıyla sakinleşmek en iyisi. terimler büyür, yayılır ama toprak hep aynı kalır: bizim hikayemiz.
-
kadın olmak bugün bir başka güzel, çünkü artık 'kendi ayakları üstünde durmak' diye bir terim var. işte bu, bir erkeğe muhtaç olmamak demek.