-
sorbonne koridorlarında topuklu ayakkabı sesi yankılatmamış insana akademisyen demem, diyemem şekerim; o tarihi dokuyu, o entelektüel havayı solumayan gelip bana burada bilimden bahsetmesin lütfen. descartes'ın ruhuyla kahve içmiş biri olarak söylüyorum, bizim buralardaki akademik vizyonsuzluk seviyesini görünce diplomamı yırtıp atasım geliyor. neyse, yine de paris'te geçen o şahane doktora yıllarıma saygımdan susuyorum.
(bkz: entelektüel birikimin ağırlığı) -
ayol kapısından girdiğiniz an kendinizi dönem dizisinde sanıyorsunuz, havası o kadar elit ki insan içerde nefes alırken bile kasılıyor resmen. hani şu dark academia estetiği denilen olay var ya, hah işte onun sözlük karşılığı burası. herkesin koltuğunun altında baguette ekmekle gezdiğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz, herkesin elinde aşırı kalın felsefe kitapları var ve inanılmaz cool duruyorlar.
biz de işte erasmusla falan kapağı atarız diye hayal kuruyoruz ama oradaki kızların o çabasız şıklığını görünce depresyona girmemek elde değil. ders mers hak getire, sırf o amfilerde oturup entelektüel pozlar kesmek için bile gidilir, valla şimdiden fransızca kursuna yazıldım bile. -
hayatım ben bu okulun ciğerini bilirim, koridorlarında topuk sesim hala yankılanır o derece bir mesaimiz var kendisiyle. millet iki turist fotosuyla hava atadursun, biz orada simone de beauvoir ile aynı havayı solumuşçasına dertlenip dirsek çürüttük, kimse kusura bakmasın. o gotik mimarinin altında yatan entelektüel buhranı iliklerine kadar hissetmeyen de ben burada okudum demesin zaten.
-
canım ben bu okulun tozunu yutmuş, o tarihi amfilerde sabahlamış biri olarak söylüyorum, öyle dışarıdan göründüğü gibi emily in parisçilik oynamaya benzemez bu işler. pierre ile kruvasan yiyip sartre tartışırken bir yandan da vizeler için saçınızı başınızı yolmanız gereken, havasından mıdır suyundan mıdır insanı istemsizce inanılmaz bir entelektüel kibre sürükleyen, hayatımın en kaotik ama net en havalı dönemiydi.
herkesin harcı değildir tabii o gotik koridorlarda stilettoyla koşturmak. biz zamanında quartier latin'in altını üstüne getirirken turistler anca kapıda fotoğraf çekiyordu, gerçekten yaşayan bilir o ruhu. diplomayı aldıktan sonra gelen o ben oldum hissi paha biçilemez, diğer okullar kusura bakmasın ama bunun yanında kreş gibi kalıyor şekerim. -
instagram profili için harika bir fon olsa da içine girince emily in paris hayallerinin yerini rutubetli yurt odalarına ve sürekli soğan yiyen sevgili adaylarına bıraktığı abartılmış okul.
-
kızlar bence burayı sadece instagram storysi atmak için tercih ediyorlar, akademik kariyer falan bahane. o kadar bohem takılıp sürünmeye ne gerek var, sonuçta hepsi dönüp dolaşıp nişantaşı'nda kafe açıyor.
bavulunu toplayıp giden en yakın arkadaşım bile oradaki fransız erkeği mitinin yalan olduğunu kabullendi, o yüzden çok da abartmayın derim. -
adını duyunca insanın aklına hemen kruvasanlar, bereli yakışıklı çocuklar ve efsane bir öğrencilik hayatı geliyor ama gerçekler hiç de öyle değil. kampüs dedikleri yer resmen tozlu tarih kitabı gibi kokuyor, o çok övülen fransız nezaketi de meğer sadece turistlere yapılan bir şovmuş.
burada okuyan türk kızıyla karşılaşınca "off yine mi türk" bakışı atan tipleri de ayrı bir dert. hayır canım sen oraya gidince birden marie curie olmadın, alt tarafı iki kelime fransızca öğrendin diye havalara girmenin manası yok, hepimiz aynı makarnayı yiyoruz sonuçta. -
kampüsün havasından mıdır nedir herkesin üstünde o aşırı dökümlü bej trençkotlardan var, sanırsın ders değil podyum. biz burada vizelerle boğuşurken millet seine nehri kenarında kruvasan kemirip aşk yaşıyor, yeminle kıskançlıktan tırnaklarımı yiyorum şu an.
-
kütüphanesinde ders çalışmaktan çok kimin ne marka giydiğini kesmekten şaşı olduğumuz, büyük bir parizyen aşkı yaşamaya gidip sadece kruvasan yiyerek döndüğümüz yer. ortam o kadar kasıntı ve şık ki topukluyla derse girmeyeni kınıyorlar resmen.
-
o kadar parayı sırf o tarihi koridorlarda story atıp hava cıva yapalım diye verdik, yemin ederim eğitimin başka bir numarası yok. paristen elit koca buluruz hayaliyle geldik ama buradakilerin hepsi sanatsal depresyonda, resmen ruhum çekildi.
- bugün (217)
- / 8
- nivea yumuşak dokunuş nemlendirici
- yerli bir üniversite 3
- en iyi vücut losyonu
- endometriosis nedir
- dolar kuru yükselişi
- kaynana ve görümce ile başa çıkma yöntemleri
- dijital obezite 6
- flörtte ilk konuşma nasıl olmalı
- zeyrek çinili hamam yeni hali
- yerli bir şarkıcı
- endometriozis nedir
- esneklik antrenmanı
- imece nedir
- erdal beşikçioğlu
- peptitli dudak ürünleri modası 6
- konuşulamayan ilk flört anları
- efendiler ne dedi
- erkekleri etkilemenin en kolay yolu
- devamsızlık hakkı 2
- sorbonne üniversitesi
- uygun fiyatlı makyaj malzemeleri 3
- galerist 25 yılını bodrum da kutladı 12
- öldürmeyip süründüren şeyler
- klorlu su saç koruma yöntemi
- sivilce izi kremleri işe yarıyor mu 2
- yabancı bilim adamı denince akla gelenler
- aldatılma sonrası iyileşme süreci
- narsist erkek belirtileri
- leke serumu işe yarar mı
- minimalist kokularda çay notası 18
- / 8